Puan vermedi·288 syf.··
2026 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 11:13
İlber Ortaylı – Eski Dünya Seyahatnamesi Eski Dünya Seyahatnamesi, tarihçi İlber Ortaylı’nın farklı ülkeler ve şehirler üzerine yaptığı gözlemleri, tarihsel bilgileri ve kültürel değerlendirmeleri bir araya getirdiği gezi-inceleme türünde bir eserdir. Kitap, klasik bir seyahat kitabından ziyade tarihsel perspektifle yazılmış kültürel bir rehber niteliği taşır. Tarihçi İlber Ortaylı’nın kaleme aldığı Eski Dünya Seyahatnamesi, okuru yalnızca bir yolculuğa değil aynı zamanda geçmişin izlerini sürmeye davet eden bir eserdir. Ortaylı bu kitapta Avrupa’dan Orta Doğu’ya, Balkanlardan Akdeniz’e kadar uzanan geniş bir coğrafyayı tarihsel ve kültürel açıdan değerlendirir. Eser, klasik seyahat anlatılarından farklı olarak tarihsel bilgi ile kişisel gözlemleri birleştirir. Kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri, Ortaylı’nın gezdiği şehirleri yalnızca turistik bir bakışla anlatmamasıdır. Yazar, her şehri geçmişiyle birlikte ele alır; mimari yapıları, kültürel gelenekleri ve tarihî olayları ayrıntılı biçimde yorumlar. Bu yönüyle eser, okuyucuya bir şehir hakkında yalnızca “nereler gezilir” sorusunun cevabını değil, o yerin tarihsel kimliğini de sunar. Eserde anlatılan şehirler ve bölgeler, Ortaylı’nın geniş tarih bilgisi sayesinde derin bir bağlama oturtulur. Yazar bazen bir meydanı anlatırken o meydanda yaşanan tarihî olaylara değinir, bazen de bir yapının mimarisini anlatırken medeniyetler arası etkileşimi gösterir. Bu yaklaşım kitabı hem öğretici hem de sürükleyici hale getirir. Dil açısından bakıldığında Ortaylı’nın üslubu oldukça akıcı ve sohbet havasındadır. Akademik bilgiye dayansa da ağır bir akademik dil kullanılmaz. Bu nedenle kitap hem tarih meraklılarına hem de gezi kitaplarını seven okurlara hitap eder. Sonuç olarak Eski Dünya Seyahatnamesi, bir gezi kitabından çok
Eski Dünya Seyahatnamesiİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 20201,460 okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2026 12:19
İbrani Masalları / Gertrude Landa İbrani Masalları eseri,kitap kapağındaki kadim “Hamsa” sembolü ve gizemli detaylarıyla daha ilk dokunuşta insanı sıradan bir okuma deneyiminden öteye, medeniyetlerin kesiştiği devasa bir kültürel kavşağa davet ediyor.Kitap sadece nostalji bir hava sunmuyor,kökleri tarihin derinliklerine uzanan,mistik bir yolculuğun kapısını da aralıyor. İbrani masallarını benzer masallardan ayıran en çarpıcı özelliği,tek bir sesin veya tek bir coğrafyanın ürünü olmamaları. Mezopotamya’dan Akdeniz’e,Avrupa’nın içlerinden Orta Doğu’nun kalbine kadar uzanan geniş bir coğrafyada,yüzyıllar boyunca farklı kültürlerle komşuluk etmiş,onlardan ilham almış ve bu zenginliği kendi özgün potasında eritmiş çok çeşitliliği kapsayan muhteşem bir eser.Kitapta yer alan masalları okuduğumuzda zaten o evrenselliği hemen hissediyoruz: Bir yanda insanlığın ortak hafızası olan “Nuh Tufanı’ndaki Dev” gibi kadim anlatılar,diğer yanda Doğu’nun o meşhur anlatı geleneğiyle selamlaşan “Talmud’un Sinbad’ı” “Kartalların Sarayı”ndan “Dilenci Kral” a kadar uzanan yirmibeş (25) farklı masal,kültürel bir gökkuşağı ziyafeti sunuyor gibi hissettiriyor evet ama aslında tüm masallar bize insanın binlerce yıldır değişmeyen temel arayışlarını sevgiyi,adaleti, kaybı ve bilgeliği merkeze alıyor. Bunlar sadece uyumadan önce dinlenecek basit öyküler değil; her biri sabır,dürüstlük ve vicdan üzerine kurulu birer hayat dersi niteliğinde. Özellikle “Papa’nın Satranç Oyunu” veya “Kral İskender’in Maceraları” gibi bölümler,İbrani anlatı geleneğinin dünya tarihiyle nasıl kopmaz bağlar kurduğunu ve farklı inanç sistemleriyle nasıl bir diyalog içinde olduğunu kanıtlıyor. Dili sade ve akıcı,sayfalar arasında ilerlerken kendinizi loş bir ışıkta, kadim bir masal anlatıcısının dizinin dibinde
İbrani MasallarıGertrude Landa · Maya Kitap · 202219 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·396 syf.··
Beğendi
·
2025 228. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2025 19:57
Türkler ve Avrupa Gaston Gaillard Bir Avrupalının kaleminden Türk tarihini okumak başlı başına ilgi çekiciyken, Gaston Gaillard’in bunu olayların tam merkezinde, dönemin sıcaklığıyla ve görece tarafsız bir bakışla aktarması kitabı çok daha kıymetli kılıyor. Balkanlar ve Ortadoğu uzmanı olan Fransız tarihçi Gaillard, 1921’de yayımlanan bu eserinde “Doğu Sorunu”nu ve özellikle Ermeni meselesini, Avrupa devletlerinin politik hesapları üzerinden ele alıyor. Yazar, Ermeni sorununun temelinde insani kaygılardan çok, Rusya’nın Anadolu ve Trakya üzerinden Akdeniz’e ulaşma isteğinin yattığını savunuyor. Bu meseleyi Slav–Türk çatışmasının farklı bir yüzü olarak değerlendirirken; Osmanlı’nın sömürülmesi, Helenleşmiş Anadolu efsanesi, abartılı Ermeni nüfusu iddiaları ve Batılı devletlerin ikiyüzlü politikaları gibi pek çok konuya da cesurca değiniyor. Kitap, kavimler göçünden başlayarak Türklerin temas ettikleri coğrafyalarla ilişkilerine, Türk devletlerinin kuruluşuna, Osmanlı’nın yükseliş ve çöküş dönemine ve 20. yüzyıl Türkiye’sine kadar uzanan geniş bir tarihsel çerçeve sunuyor. Gazeteler, antlaşmalar, raporlar ve dönemin önemli isimlerinin görüşleriyle desteklenen anlatım, oldukça yoğun bir dönemi şaşırtıcı şekilde akıcı ve sade bir dille aktarıyor. Tarih bilgisi çok güçlü olmayan bir okur olarak bile kitabı büyük bir merakla okudum. Bu kadar uzun ve karmaşık bir sürecin sıkmadan anlatılması bence büyük bir başarı. En sevdiğim yönü ise yazarın, bir yabancı olmasına rağmen hem kendi milletini hem de Türkleri eleştirmekten geri durmaması ve zıt görüşlere aynı yerde yer verebilmesi oldu. Gaillard, Türklerin dünya tarihindeki önemini vurgularken Avrupalı devletlerin Türklere ve Osmanlı’ya bakışını da açıkça ortaya koyuyor. Bu yönüyle eser, yalnızca bir tarih kitabı değil; aynı
Türkler ve AvrupaGaston Gaillard · Kanon Kitap · 202120 okunma
Puan vermedi·70 syf.··
2025 95. kitabı
Yeni yazarlar keşfetmeye devam ediyorum. Bu kez durağımız şiir kitabı. Gece neden saklar bazı duyguları? Neden bazı aşklar gündüze çıkamaz da karanlıkta nefes alır? İnsan bazen geceyi bir sığınak gibi görür. Sigara dumanının dağıldığı, yarım kalmış bir kahvenin soğuduğu, hiç gelmeyecek bir telefonun beklendiği o anlarda… Gece hem kaçış olur hem yüzleşme. Güray Barın’ın Geceye Bırakılan Şiirler’i tam da bu aralıkta duruyor. Kapının eşiğinden ne içeri adım atıyorsunuz ne de gidiyorsunuz. Araftasınız... Bu kitap, bir ayrılığın coğrafyasını çiziyor bizlere. İstanbul’dan başlayan, Akdeniz’e uğrayan ve okyanusun öte yakasında son bulan bir yolculuk bu. Ama aslında gidilen yerler değil, taşınan duygular önemli. Kayıp bir aşk, tamamlanamamış cümleler, zaman geçse de değişmeyen bir özlem… Zaten mutlu aşk var mı ki? Peki insan gerçekten iyileşir mi? Yoksa sadece acısıyla yaşamayı mı öğrenir? Bence alışırız. Bu şiirlerde gece; yaraların kabuk bağladığı değil, kaşındığı bir zaman. Şair, acıyı süslemeye çalışmıyor. Aksine, “henüz iyileşmemiş” haliyle bırakıyor önümüze. Belki de bu yüzden bu kadar tanıdık geliyor. Çünkü hepimizin içinde, kimseye anlatamadığı ama gece olunca seslenen bir şeyler var. Geceye Bırakılan Şiirler, bir iyileşme hikayesi değil. Daha çok kabullenmenin, olgunlaşmanın ve kendini yeniden aramanın şiirsel bir kaydı. Okurken bazı dizeleri değil, bazı geceleri hatırlıyorsunuz. Bazı şiirler gündüze ait değildir. Bazı acılar gerçekten sadece geceye bırakılır.
Geceye Bırakılan ŞiirlerGüray Barın · Od Kitap · 20251 okunma
Nereden geldik?
10/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
Şiddetle okunmasını tavsiye ederim. Okur iken aşırı zevk aldığım, ders kitabı niteliğinde bir kitaptır. Her Türk gencinin okuması gerektiğini düşünüyorum tarih sevsenizde, sevmesenizde okuyun. Benliğini unutanın sonu hüsrandır. Şimdi size kitabın arkasındaki açıklamayı ekleyeceğim benim cümlelerim değildir bundan sonrası bilginize. Türkler Esir düştüler, savaştılar, barıştılar Uzak Asyadan Akdenize kadar uçsuz bucaksız bir coğrafyaya yayıldılar. Devletler kurdular, devletler yıktılar. Çine aman vermediler. Birçok farklı isimle anıldılar, farklı dinlere inandılar. Çok büyük bir medeniyet yarattılar. Başka medeniyetlerin yükselmesine katkıda bulundular. Hepsi de masmavi Gökyüzünün (Gök-Tanrının) altında buluştular. Türkler kimdir? Nereden gelirler? Hangi dinlere inanırlar? Tarihleri ne zaman başlar? Nasıl teşkilatlandılar? Ve en önemlisi nasıl bu kadar başarılı oldular? Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, bu kitabında yukarıdaki soruların ışığında Orta Asyadan Avrupaya kadar yayılan Türklerin İslamiyet öncesi tarihlerini bütüncül bir şekilde okuyucuya sunuyor. Karmaşık gibi görünen bir tarihi yalın şekilde anlatan, örneği az rastlanır bir çalışma... Kök Tengri'nin Çocukları Ahmet Taşağıl
1000Kitap
Kök Tengri'nin ÇocuklarıAhmet Taşağıl · Bilge Kültür Sanat · 20251,146 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2025 59. kitabı
Bu kitaba nasıl bir yorum yazarım diye epey düşündüm, olmamış bu kitap sanki yazmak için yazılmış gibi, İstanbul'da gerçekleşen olağanüstü bir takım olaylar gerçekleşir veba salgını bitince kıtlık meydana gelir doğada garip olaylar olur, denizin çekilmesi denizdeki balıkların yok oluşu sonra denizde ne kadar balık var kıyıya vurur her yer çamur ve kana bulanır. Balıkçı Zeynel denizdeyken fırtına çıkar oğlu Kavak da babasına yardım için gider fırtınada kayıkları tam batarken bir kara gemi gelip onlara yardım eder ve kurtarırve geminin kaptanı bir maymundur, bunlar Deniz içersinde garip şeyler yaşarken İstanbul'u balıklar ele geçirir. Sivaslı Nur bahçedeki kuyuya saklanır kuyuda bir geçit bulur, geçitin sonunda denizde kaybolan kocası ve oğlu Kavağa kavuşur Nuru da gemiye alıp Akdenize yelken açarlar.
Balıklarla İlgili RivayetFaruk Duman · Yapı Kredi Yayınları · 202545 okunma