Benim küçük Simon' ım, adadaki çocuklar arasında dikkatimi çeken ve en beğendiğim karakterdin. Kitapta tasvir edilmek istenen çocukların masumiyetinin ve iyiliğin tam anlamıyla beden bulmuş haliydin sen. Ölümünle birlikte adadaki saf masumiyetin ve değerlerin nasıl tek tek yok olduğuna şahit oldum, bu benim için çok üzücüydü. Masumiyet duygusu, çocukların korkuları yüzünden öldürüldü. Bir masum çocuğun ölüşü adadaki herkesin masumiyetini birden yok etti. Korku duygusunun masumiyete karşı galip geleceği kimin aklına gelirdi ki. Masum bir çocuk, cesaretiyle korkuları yenmek istedi. Hani cesaret korkunun zıttıydı, onu yenebilirdi, güçlü bir duyguydu. Kendi yarattığımız hayaletlerimiz, masumiyetimizi öldürecek kadar güçlü olabilir miydi?
Aslında en başından beri bilmemiz gereken şey, herkes korkabilir ama çok az kişi cesareti ile gerçeği ortaya çıkarır. Yeri gelir; korku, inancı ve gerçeği öyle bastırır ki; sana inanacak kimse kalmaz çevrende. Hayaletlerimizi biz yaratırız ve korkunun bizi esir almasına izin verirsek benliğimizden uzaklaşırız. Ne konuştuğunuza dikkat edin ki, istenmeyen hayaletlerimizin korkuları ile yaşamayalım. Korkularımızın gerçeği örtmesine izin vermeyelim. Gerçeğin izinden ayrılmayarak yolumuzdan sapmayalım. Bu bizim hayatımız ve korkularımız yüzünden kaçıp saklanmak için çok az zamanımız var.