Merve Akgül

Merve Akgül
@akgulmerve
Çünkü duygusal anlamda soğuk insanların tümünde olduğu gibi benim erotik hazzım da, aslında kendim heyecanlanmak yerine başkalarını heyecanlandırmaya, başkalarını uyarmaya bağlıydı. Gerçek anlamda arzulamayı değil, sadece kadınların varlığıyla oluşan o sıcak esintide şehveti hissetmeyi seviyordum. Böylece üzerime yönelen bakışları tenis topu rahatlığıyla geri göndererek, dokunmaksızın haz alarak, kadınlara hissetmeden dokunarak, içimde sadece bu oyunun verdiği belli belirsiz şehvet duygusunun sıcaklığını hissederek dolaşmaya devam ettim.
Sayfa 16·Kitabı okudu
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
"Ben keyif aramıyorum. Tanrı' yı istiyorum, şiir okuyorum, gerçek tehlike istiyorum, özgürlük istiyorum, iyilik istiyorum. Günah istiyorum." "Aslında," dedi Mustafa Mond, "siz mutsuz olma hakkını istiyorsunuz." "Öyle olsun," dedi Vahşi meydan okurcasına, "mutsuz olma hakkını istiyorum." "Eklemek gerekirse, ihtiyarlama, çirkinleşme ve iktidarsız kalma hakkını da istiyorsunuz; frengi ve kansere yakalanma haklarını, açlıktan nefesi kokma hakkını, sefil olma hakkını, sürekli yarın ne olacak korkusu içinde yaşama hakkını, tifoya yakalanma hakkını ve her türden ağza alınmaz acıyla işkence çekerek yaşama hakkını da istiyorsunuz." Uzun bir sessizlik oldu. Sonunda Vahşi, "Hepsini istiyorum," dedi. Mustafa Mond omuzlarını silkti. "Hepsi sizin olsun. " dedi.
Sayfa 238·Kitabı okudu
"İnsan yaşlanır; içinde o derin zayıflık hissini, kayıtsızlığı, rahatsızlığı hisseder, bütün bunlar ilerleyen yaşla gelir; böyle hissedince de sadece hasta olduğunu düşünür, bu can sıkıcı durumun belli bir nedeni olduğunu düşünerek korkularını bastırır ve hastalıktan kurtulduğu gibi bu durumdan da kurtulmayı ümit eder. Boş düşünceler! Yaşlılığın bir hastalık olduğu, korkunç bir hastalık olduğu düşünceleri. Yaşları ilerledikçe insanları dine yönelten şeyin ölüm ve ölümden sonraki şeylerin korkusu olduğunu söylerler. Fakat kendi deneyimim beni şu inanca yöneltti: Böyle korku ve düşüncelerden apayrı olarak, dini duygular biz yaşlandıkça gelişme eğilimi gösterirler, çünkü ihtiraslarımız ateşini yitirdikçe, hayal güçlerimiz ve duygularımız köreldikçe aklımız daha rahat işler hale gelir bir zamanlar aklımızı çelen imgeler, arzular ve heveslerden arındıkça Tanrı, gizlendiği bulutların arkasından görünür, ruhumuz bütün aydınlıkların kaynağı olan bu varlığı hisseder, görür ve ona yönelir, bu yoneliş doğal ve kaçınılmazdır; duygular dünyasına canlılığını ve cazibesini veren her şeyi artik yitirmekte olduğumuz için, o muazzam varoluş artık içsel ya da dışsal etkilerle desteklenmediği için, kalıcı bir şeye, bizi asla yanıltmayacak bir şeye tutunma ihtiyacı hissederiz; bir gerçekliğe, mutlak ve ebedi bir gerçeğe tutunmam isteriz. Evet, kaçınılmaz bir biçimde Tanrı'ys yöneliriz; bu dini duygu öyle saftır ve bunu yaşayan ruha öyle bir mutluluk verir li, diğer bütün yitirdiklerimizi telafi eder. "
Sayfa 231·Kitabı okudu
Huzurlu bir yaşam uğruna her şeyden ödün verilebilirdi. O günden beri yaşam uğruna her şeyden ödün verilebilirdi. O günden beri kontrolü sürdürmekteyiz. Tabii, gerçek için pek iyi olmadı bu. Ama mutluluk için çok iyi oldu. Bedelsiz hiçbir şey yoktur. Mutluluğun bedelinin ödenmesi gerekir. Siz bu bedeli ödüyorsunuz Bay Watson; ödüyorsunuz. Ben de gerçekle fazla ilgilenmiştim; ben de bedelini ödedim.
Sayfa 227·Kitabı okudu
Bilgi en yüce iyilikmiş, gerçek ise en yüce değer; diğer her şey ikincil ve önemsizmiş.
Sayfa 226·Kitabı okudu