Kitap okuyarak, resim çizerek, biraz müzik yaparak tembelliği kandırdıktan sonra, ruhunuzun uyanmasının ardından, biraz önce kokraklıktan ya da uyuşukluktan yarım bıraktığımız işe dönmeyi denemek için bu uyanıklıktan faydalanabiliriz.
Sonunda irade yenilmiş olsa bile cesaretimizi asla kaybetmemeliyiz. Hızlı bir akıntıyla karşılaşan yüzücü gibi biraz ilerlemiş olmamız yeterlidir. Biraz ilerleme kaydetmiş olmak bile birşeydir. Asla unutsuzluğa kapılmayan insanın gücü muhteşemdir.
Alpler'de kayalıkların arasında derin boğazlar bulunur. Bu boğazlar yaz boyunca durmaksızın akan kum dolu sular tarafından oluşmuştur. Sonsuz sayıda tekrarlanan küçük eylemler... Bizim elimizde doğa gibi yüzlerce asırlık bir zaman yok ama zaten bizim graniti oymamıza gerek de yok.
Bir genç kızı seven ve daha başında onunla evlenmeye kararlı bir genç erkek, kızın ailesi, sağlık durumları, servetlerin kaynağı hakkında bilgi alınmayı reddedecektir.
Servetlerinin kaynağının karanlık olup olmaması genç adamın umurunda mı sanki! Bir genç kızın sülalesinin hatalarını kim sorumlu tutabilir? Buna karşılık eğer ilişkide artık onu rahatsız etmeye başlayan bir bağlılık duygusunun yanı sıra tecrübesizlik ve heyecanından faydalanarak, kendisinden koparılmış vaatlerin ağırlığından kurtulmanın yollarını arıyorsa, ailenin yaptıklarından sorumlu olma mevzusunu en eski atalara taşıyacak kadar gaddarlaşacaktır.
Çok az ders çalışanların arasından rastgele seçilmiş 10 üniversite öğrencisini sorgulayın, itirafların özetle şöyle olduğunu görürsünüz:
Dün lisede öğretmenlerimiz her gün için, her saat için yapmamız gereken görevleri bize dikte ediyorlardı. İşlenecek dersler açık ve kesin bir biçimde belirlenmişti. Tarihten belli bölümünü çalışmamız, geometriden belli bir teoremi öğrenmemiz, belli bir ödevi yapmamız, belli bir bölümü tercüme etmemiz gerekiyordu. Dahası yardım görüyor, yüreklendiriliyor ya da azar istiyorduk; rekabet şevk ve ustalıkla yürütülüyordu.
Bugünse her şey çok farklı. Net belirlenmiş hiçbir ödevimiz yok. Zamanımızı canımız istediği gibi kullanıyoruz. Daha önce çalışmamızın dağılımında hiçbir zaman insiyatif kullanmadığımız için, ayrıca bu zayıflığı yenmemize yardımcı olacak hiçbir yöntemin bize öğretilmemesinden ötürü, halimizin yüzmeyi itinayla takılmış yüzme kemerileriyle öğrendikten sonra çırılçıplak suya atılmış insanlardan hiçbir farkı yok. Boğulduğumuzu söylemeye gerek yok. Ne çalışmayı ne de kendimizi nasıl çalıştıracağımızı bilmiyoruz. Ayrıca irademizi kendi kendimize terbiye etmenin yöntemleri hakkında nereden bilgi edineceğimizi de bilmiyoruz. Bu konu hakkında pratiğe dayanan hiçbir kitap yok. Bu yüzden kaderimize boyun eğiyor ve kaybettiklerimizi düşünmemeye çalışıyoruz. Bu çok acı verici bir durum. Sonra Cafe bistro ve görece bir neşe içinde arkadaşlar var. Zaman her halükarda geçiyor.
Sayfa 41 - "çeviriye temel alınan Metin eserin 1906 yılında Paris'te Félix Alcan yayınevinden çıkan 25 baskısıdır." 1905'ten beri dünyada pek bir değişiklik olmamış gibi.·Kitabı okudu