"Ayşe bunu sever' diyerek gönlüme dokunmayı bilen biri çıkana kadar bekâr kalmaya razıyım. Çünkü sevgi, en çok ince düşünülmüş detaylarda saklıdır."
Toplumsal kötülüğün kaynağı 'bu benim' diyen kişi değil , 'sen benim eşitim değilsin' demeyi ilk akıl eden kişidir. Jacques Rancière
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Yazarken insanın kalemini ve yüreğini titreten bazı konular vardır. Hiçbir şey yapamayacağını sandığın, içinde sadece üzülmekle yetindiğin o çaresizlik anlarında; 'Başka bir çerçeveden bakmalı, başka bir şey yapmalı' dediğin o meseleler... ​Ben, Gazze’deki saldırılara, İsrail’in o akıl almaz ve iğrenç faaliyetlerine karşı 'Elimden geleni tam manasıyla yaptım' diyemem. Belki benim gibi hisseden çok kardeşim var. Ama niyetim; kendimizi suçlayıp küçük bir 'Hadi, bir daha ayağa kalkalım' konuşması yapmaktan ziyade, işin asıl mutfağına, derinliğine inmek. ​Yıllardır zulüm altındalar ama Ekim 2023'te bu zulmü resmen büyük bir savaşa dönüştürdüler. Ağır yıkımları takip ederken, o çadırlardaki insanlardan biriymişiz gibi üzüldük. Sonra yavaş yavaş bu üzüntü ağır gelmeye başladı. Dayanamadık; daha az takip edip daha çok dua etmeye çalıştık. Zaman zaman yardım faaliyetlerini artırsak da gündelik yaşamlarımızın ağır bastığı anlar oldu. Ve ne yazık ki mesele, daha büyük bir olay duyana kadar gündemimizden yavaşça silindi, sonra tekrar geri geldi. ​Şimdi bulunduğum noktada geriye dönüp bakıyorum; yanımdaki biri kalbi kırılıp ağladığında içim burkulurken, bunca büyük acıya karşı yeterli bir şey yaptım mı? Yapabileceğim şeyler vardı da ben aktif olmak yerine, nefsimin beni aldatmasına izin verip sadece 'duygusal' kalmayı mı seçtim? ​Artık daha ihlaslı dua etmeli, daha başka şeyler yapmalıyım. Hiç kimse için değilse bile, kendi kalbimi 'zulme alışmamak' noktasında korumalıyım. Aklıma, hepimizin içinden geçen bu duyguları kâğıda dökmek geldi. Biz vicdanlı insanlarız, biliyorum. Ne kendime ne de sizlere haksızlık etmek istemiyorum. Ama 'O haberlere bakamıyorum, çok üzülüyorum' demek yerine; dirayetli olup her gün, az da olsa bir şeyler yapmaya devam edeceğim. Buradaki 'fikri cihat' ve
İnsan ve Hayat
.. zararın neresinden dönsek kâr eder miyiz ? Zira fikre fikir, akla akıl lazım. "Akıl bir mekanizma iken fikir ondan çıkan üründür." deniyor. Şöyleki, aklı enstrüman kabul edersek fikri ondan çıkan melodi varsayabiliriz. Lakin o melodiden anlamayana hüseyni çalsan, onu gürültü olarak duyana hakikatı haykırmak ne fayda değil mi? Dağa çıkmışsın avazın çıktığı kadar bağırıyorsun. Sesin semayı dolduruyor, evet sesini duyan var, ama anlayan yok.​ Hal böyle olunca insan korkunç bir entelektüel ve duygusal yalnızlığa itilmez mi? Diğeri kötü biri olmayabilir, hatta kendi çapında akıllı da olabilir ama sizin fikrinize denk gelecek bir ağırlığı yoksa, kelimeleriniz yere düşşe zeminsiz, bir yüreğe düşse gönülsüz kalmaz mı? 🥹 Siz okyanustan bahsederken, diğerinin bir bardak suda fırtına koparması gibi bir şey değil mi bu? Hfz.ش🌾 27.Haziran.2026 01: 50 ☀️'e risalelerim. Yoruldum, çok...
Duygu ve Düşünce
Kalbin yorulduğu yerde akıl konuşmaya başlar
Alıntı
“Kopacak gibi durmak, kopmaktan daha yorucudur. İnsan en çok orada tükenir.” Burada ders veren bir ses yok. Sadece şunu söyleyen bir bakış var: “İnsan bazen hayatı yaşıyor gibi yapar ama aslında sadece sürüklenir.” En büyük kırılmalar, alkışın içinde olur. Kalabalığın ortasında. Her şeyin normal göründüğü anlarda. İnsan en çok, kimse bakmazken değişir. Burada kimse kimseye akıl vermiyor. Sadece şunu söylüyor: “İnsan bazen devam ediyor diye iyi sanılıyor ama içerde çoktan bırakmış oluyor.” Kimsenin görmediği yerlerde kopan şeyler var. İnsan en çok orada gerçek olur. Okurken belki “Bu ben değilim” diyeceksin. Sonra bir yerde durup kalacaksın. Çünkü herkesin içinde konuşmayan bir tarafı var. Bu kitap tam oraya dokunuyor. Gürültü yapmadan. Bağırmadan. Olduğu gibi.