"Hepimiz bir anlamda akıl hastasıyız,Mufettis Bey."
Seni öğrenmeye anlamaya niyet ettim Rabbim
Aklın ışığında, tüm varlığın temeli, içinizdeki tüm hazinelerin temelidir. Aklın ışığında düşüncelerinizin temelinin düşüncesiz bir kaos olmadığını görebilirsiniz. Duyularınızın temeli saçmalık değildir. İçinizdeki akıl yürütmenin temeli nedensiz hareketler değildir. Aklın ışığında, bizzat aklın temelin içindeki ışık olduğunu görebilirsiniz. Bu ışık sayesinde temel, düzenli, amaçlı ve çiçekli bir dünya oluşturabilir. Bu ışık sayesinde temel ahlaki manzarayı sabit kılıp, kalbinizin ahlaki dokusunu boyayabilir. Bu ışık sayesinde temel, sizin gibi hükümdâr canlılar için olan bir dünyayı ince ayarlayabilir.
Sayfa 215 - İZ YAYINCILIK·Kitabı okuyor
Din
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yapay Zekâ ve İçimizdeki Kadim Savaş: Firavunu mu Büyütüyoruz Hz. Musa’yı mı? İnsanoğlu tarih boyunca yalnızca tabiatı anlamakla yetinmedi; ona hükmetmek, onu yeniden kurmak, hatta kimi zaman yaratıcı rolüne soyunmak istedi. Cansıza can verme arzusu, bu kadim arayışın en dikkat çekici tezahürlerinden biridir. Eski Yunan mitolojisinde Prometeus’un ateşi çalması, Yahudi geleneğinde Golem’in topraktan şekillendirilip harekete geçirilmesi, modern edebiyatta Frankenstein’ın ölü parçalarından yeni bir varlık meydana getirme teşebbüsü hep aynı derin arzunun farklı kılıklara bürünmüş hâlidir: İnsan, kendisine verilmiş olan kudreti emanet bilmek yerine, o kudretin sahibiymiş gibi davranmaya başladığında yaratıcı rolüne soyunur. Bugün yapay zekâ tartışmalarının merkezinde de bu kadim arzu var. Mesele yalnızca daha gelişmiş makineler yapmak, daha hızlı hesaplama sistemleri kurmak veya insan emeğini kolaylaştıracak araçlar üretmek değildir. Mesele, insanın kendisini merkeze koyduğu, hakikatten kopuk anlam dünyasını insana rağmen sürdürme serkeşliğidir. Daha derinde, insanın kendi ontolojik yerini unutması ve gafleti kurumsallaştırmasıdır. İnsan nedir? Makine nedir? Akıl nedir? Ruh nedir? Bilgi ile hikmet aynı şey midir? Taklit ile hakikat arasındaki fark nerededir? Yapay zekâ bu soruları teknik bir mesele olmaktan çıkarıp yeniden insanın varoluş meselesi hâline getirmiştir. Yapay zekâ alanındaki canhıraş gayret makine ile insanın arasındaki bir savaş değildir. Asıl savaş insanın içindedir. Daha açık söylemek gerekirse bu savaş, insanın içindeki Firavun ile Hz. Musa’nın savaşıdır. Firavun, yalnızca tarihî bir zalim figürü değildir; insan nefsinin en uç hâlidir. “Ben sizin en yüce rabbinizim” diyebilecek kadar kendini büyüten, kudreti kendinden bilen, mülkü emanet değil
Din
Eşhedü en lâ ilâhe illallah
İçinizde akıl köprüsünün malzemeleri var. Bizzat sizin varlğınız köprünün ilk adımını doğrulamaktadır: En azından bir şey vardır. Siz herhangi bir şey değilsiniz. İçinizde pek çok hazine vardır: Düşünceler, hisler, duygular, (en uc noktaya kadar) maddi karmaşıklık, ahlaki duyumlar, matematiksel içgörüler ve aklın ışığı. Bizzat aklın ışığı, içinizdeki tüm bu hazineler için bir temele işaret eder.
Sayfa 215 - İZ YAYINCILIK·Kitabı okuyor
Din
İslam, insana değer veren, akletmeyi bir sorumluluk olarak yükleyen, adaleti ve merhameti esas alan bir dindir. Müslümanın hem bireysel hem toplumsal düzeyde mutedil, dengeli, adil ve ölçülü olması beklenir. Kur'an-ı Kerim bu ilkeyi "ümmeten vasatan" (Bakara, 2/143) şeklinde tanımlar. Bu ifade, Müslümanların hayatın her alanında ölçüye uygun olan orta yolu tutmaları gerektiğine işaret eder. Ancak tarih boyunca zaman zaman bu ilke ihmal edilmiş, özellikle dini ve siyasi alanlarda ölçüsüzlük, bağnazlık ve akıl dışı sadakat biçimleri ortaya çıkmış-tır. İşte bu sapmanın adı fanatizmdir. Fanatizm, bireyin hakikati arama sorumluluğunu terk ederek bir kisi ya da gruba mutlak bağlılık sergilemesiyle oluşur. Akletme, vicdan ve muhakeme devre dışı kalır; eleştirel düşünce yerini kör itaate bırakır. Din adına ortaya çıkan bu aşırılık, İslam'ın özüne aykırı olduğu gibi toplumsal barışı ve bireysel dini selameti de tehdit eder. Fanatizmin modern tezahürleri, yalnızca bireyleri değil toplumları ve devletleri de felakete sürükleyebilir.
Sayfa 81·Kitabı okuyor
İmansız cennete gidemez fakat tasavvufsuz cennete giden pek çoktur. Ekmeksiz insan yaşayamaz fakat meyvesiz yaşayabilir. Tasavvuf meyvedir, hakaik-i İslâmiye gıdadır. Eskiden kırk günden tut tâ kırk seneye kadar bir seyr ü sülûk ile bazı hakaik-i imaniyeye ancak çıkılabilirdi. Şimdi ise Cenab-ı Hakk'ın rahmetiyle, kırk dakikada o hakaike çıkılacak bir yol bulunsa o yola karşı lâkayt kalmak, elbette kâr-ı akıl değil.
Sayfa 21 - Sözler·Kitabı okuyor