Ben anneme hiç sarılmadım. annemin kokusunun nasıl olduğunu bilmiyorum. karşıdan gelen sigara kokusunu annemin kokusu olarak alırdım. bu yüzden sigara içmedim mesela ben hiç. annemi değil, annemin kokusunu hatırlatırdı. ona yaklaşamamayı, sarılamamayı, annemin dizine hiç yatamamış olmayı hatırlatırdı. annemi öyle tanımıştım ben. soğuk, mesafeli, öfkeli, suskun. ben bütün anneler öyle zannederdim. başka anne de görmüyorduk pek. kıyaslamayı bilmiyorduk. kıyaslamayı nurten’le öğrendim. nurten çocukları sevdikçe, onlara sarıldıkça, onlara kucakladıkça kendi yoksunluğumu gördüm. içten içe kıskandığım zamanlar bile oldu kendi çocuklarımı.