Biliyorum, çıkman zor olacak aramıza,
ama yine de yazmak istedim,
geçenlerde gölgeni gördüm caddede, beni adım adım izledi,
oturduğum koltuk oldu sinemada,
benimle birlikte bir kitabın ilk sayfasını imzaladı,
denizde çabuk üşüdü, gülümseyerek kurulandı,
güzel bir gölgeydi, kendini benden esirgemedi,
içiçe yaşadığım için gölgenle
yazmak istedim sana.
Her şeyden önce şunu unutma:
korkuların da tadına varacaksın,
daha doğrusu, o korkular anlamsız gelmeye başlayacak sana,
korku bile olmayacak,
işte o zaman öfkeni kullanabilirsin dostum,
kayıtsızlıklardan geçerek edineceğin öfkeyi.
SÖZLÜK:
Acı: on iki ayın mor kanatlı kelebeği.
Buz: gölün tavan arası.
Ceviz: sincapların sandık diye açtıkları kutu.
Çit: çimen saati.
Düğüm: kuşların yüreğindeki patika.
Elmas: ayışığının sesi.
Fırıldak: rüzgârın çocukluğundan bir anı.
Göktaşı: meleklerin kırık oyuncağı.
Ğ: alfabenin ıssız deresi.
Haydut: ağaçların üstünde dörtnala giden adam.
Ihlamur: hasta böceklerin başucu ağacı.
İnci: deniz diplerinin kırağısı.
Jüpiter: yüzyıllar önce yola çıkmış bir kirpi.
Küskünlük: yaprakların yere düşerken rastladıkları komşu.