Sevinç

Sevinç
@aksansevinc
Ankara Üniversitesi - Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik
Bursa
147 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
8/10
·218 syf.··
2024 16. kitabı
''Ruhu canlılar bilemez, ölmeye hazır mısın?'' Amak-ı Hâyâl, okuma beğenilerim üzerinde belirleyici bir değişim yarattı. Tasavvufi-felsefi metinleri okumaya eli gitmeyen biri olarak, Raci ile birlikte bu denli derin bir yolculuğa çıkacağımı tahmin etmiyordum. Okuma hızımın düştüğü ve kitaplar arasında mekik dokuyup kendime göre, içime işleyen cümleler bulamadığım bir vakit kitabın ilk elli sayfasını okuyup neden daha önce okumadığım konusunda kendimi azarlarken buldum. İsmi gibi, hayalle gerçek arası onlarca âlemde, hakikatin, birliğin, insanın kaynayan kanının özünü bulmaya davet etti beni. Kaf Dağı'nda, Ehrimen ile Ahura Mazda'nın arasında bir savaş meydanında, kâh Buda'nın, kâh Aynalı Baba'nın huzurunda, Pythagoras, Platon ve Sokrates ile, tüm aydınlıkları yüzünde toplayan Banu'nun peçesinin kenarında, kâinatı titreten aşkın kaynağını kavramaya, elif ile noktanın bir olduğunu kanıtlamaya giriştik. Tüm âlemlerde yalnız onu, yalnız gerçeği aradık. Fakat insanın ilmi, idraki nereye dek uzanırdı? İnsan için var ile yok'un ayırt edilmesi ne de güçtü. Bu kambur felek; bu kör de talih. Sakın şu âlem, büyük bir tımarhane olmasın?
1000Kitap
A'mâk-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Kaknüs Yayınları · 202022,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·172 syf.··
2024 17. kitabı
Başkalarının ölümüne alışan bir doktor, kendi babasının öleceğini nasıl kabullenebilir? Daha önce okumaya başladığım ve tetikleneceğimi düşünerek bıraktığım, kısacık ama beni oldukça etkileyen, son zamanlarda okuduğum, güncel olarak basılmış en iyi kitaplardan biri oldu Babam Giderken. Hasta-doktor arasındaki ahlaki ikilemi, mahremiyet sınırlarını, ölümle yüz yüze gelen bir hastanın ve yakınlarının psikolojisini okuyucunun duygularını hırpalamadan, karnına bıçaklar saplamadan, olduğu gibi, ancak samimiyetinden ödün vermeden aktarmayı başarabilmiş. Cümleler o kadar yalın ve etkileyiciydi ki, kısacık kitaptan tonla alıntı yapmaya hiç çekinmedim. Burada kitabın çevirmeni Seda Çıngay Mellor'u da anmalıyız. Harika bir iş olmuş. Yazar Alberto Barrera Tyszka, kitap boyunca yaptığı tahliller, kullandığı tıbbi terimler ve alıntılar yaptığı tıp kitapları neticesiyle acaba kendisinin bir tıp geçmişi mi var diye düşündürdü bana. Fakat edebiyat profesörü olduğunu ve yalnızca bu alanda eğitim aldığını gördüm. Bu anlamda da beni oldukça şaşırttı. İzlemiş olduğu bu yol sayesinde sayfalarda gerçekten bir doktorun duygularıyla yüzleştim, bir hastaya doktorun soğuk fakat şefkatli elleriyle dokunabildim. Hastanede aylarca hasta yakını olmanın getirisiyle, zaten bir hastanın neler yaşadığına yakından hakimdim. "Hasta olmanın sonuçlarından biri de bu: Mahrem ıstırap müşterek bir törene dönüşüyor. " Hastalık, çekilen acı bize daima ölümü arzulatıyor. Oysaki nefes alırken anımsamaktan imtina ettiğimiz yegâne şey ölüm. Acı çekmeye, kabullenemediğimiz sonun kanırta kanırta içimizi kemirmesine o kadar tahammülümüz yok ki, yaşamaya devam ediyormuş gibi, sessizliğe mahal vermeden, çarçabuk ölüm bizi kucaklasın istiyoruz. Bir zamanlar arkamıza bakmadan kaçtığımız şeye, acıyla yüzleşmemek için
1000Kitap
Babam GiderkenAlberto Barrera Tyszka · Kafka Kitap · 2018207 okunma
Bir Kurbanın Anısı
7/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2021 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2021 06:47
“Kızlar geceleyin saçlarınızı taramayın yoksa denize açılanlar geri dönmekte gecikirler.” Márquez'in çocukluk yıllarında tanıklık ettiği bir cinayeti hiçbir meraka, acabaya yer vermeden "herkesin gözü önünde" işlediği, okudukça ruhunuzun kan tuttuğu bir eser Kırmızı Pazartesi. Konu namus ve dini değerler olduğunda bir toplumun nasıl duyarsızlaşıp inançsızlaştığını, erdem taslayıcı rolüne büründüğünü, kollarını bağlayıp öylece durduğunu; el etek öpenlerin, bir erkeğin kadını öpmesine nasıl vahşetle karşılık verdiğini gözlemliyoruz. Toplum için bir günahkâr isek, o çok inandığımız kader -sorgu yargıcının da dediği gibi- bizleri görünmez kılıyor. Hiçbir somut kanıt olmadan toplum baskısının altında ezilen bir iddia, bir canı, Santiago Nasar'ı yok ediyor. Namus, aşk değildir. Aşk bir kadın ve erkeğin öğrenebileceği bir şey değil, içinde kaybolacağı, toplumdan sıyrılıp tamamıyla iki birey olacağı yerdir. Sulu gözlerle olup biteni izleyen halk, bu cinayetin asıl failidir. “Santiago, yavrum!” diye bağırmıştı. “Neyin var?” Santiago Nasar, onu tanımıştı. “Beni öldürdüler, Wene Hala.”
Edebiyat
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma