Sevinç

Sevinç
@aksansevinc
Ankara Üniversitesi - Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik
Bursa
147 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
Budalalık düzdür, kurnazlıktan yoksundur; zekâ hileye, sinsiliğe başvurur. Akılda namussuzluk; aptallıkta doğruluk, namus vardır. Beni umutsuzluğa vardıran durumu ne kadar budalaca ortaya serersem o kadar kârlı olurum.
Sayfa 313 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap
Neden bu kadar namussuza maruz kaldığımızın ispatı olmuş.
Dünyada akla değer veren yok madem, Aklı az olanın parası çok madem, Getir şu şarabı, alsın aklımızı: Belki böyle beğenir bizi el alem!
Reklam
8/10
·218 syf.··
2024 16. kitabı
''Ruhu canlılar bilemez, ölmeye hazır mısın?'' Amak-ı Hâyâl, okuma beğenilerim üzerinde belirleyici bir değişim yarattı. Tasavvufi-felsefi metinleri okumaya eli gitmeyen biri olarak, Raci ile birlikte bu denli derin bir yolculuğa çıkacağımı tahmin etmiyordum. Okuma hızımın düştüğü ve kitaplar arasında mekik dokuyup kendime göre, içime işleyen cümleler bulamadığım bir vakit kitabın ilk elli sayfasını okuyup neden daha önce okumadığım konusunda kendimi azarlarken buldum. İsmi gibi, hayalle gerçek arası onlarca âlemde, hakikatin, birliğin, insanın kaynayan kanının özünü bulmaya davet etti beni. Kaf Dağı'nda, Ehrimen ile Ahura Mazda'nın arasında bir savaş meydanında, kâh Buda'nın, kâh Aynalı Baba'nın huzurunda, Pythagoras, Platon ve Sokrates ile, tüm aydınlıkları yüzünde toplayan Banu'nun peçesinin kenarında, kâinatı titreten aşkın kaynağını kavramaya, elif ile noktanın bir olduğunu kanıtlamaya giriştik. Tüm âlemlerde yalnız onu, yalnız gerçeği aradık. Fakat insanın ilmi, idraki nereye dek uzanırdı? İnsan için var ile yok'un ayırt edilmesi ne de güçtü. Bu kambur felek; bu kör de talih. Sakın şu âlem, büyük bir tımarhane olmasın?
1000Kitap
A'mâk-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Kaknüs Yayınları · 202022,3bin okunma
Güzel inceleme! Okuyup zevk aldığım kitaplar arasında ilk sıralarda yer alır. Sonrasında ne olucak diye sayfalar arası koşuşturma yaşamıştım..
Çok teşekkürler. Ben de keyif alarak okudum. 🍀
1 yanıtı göster
Nasibinde ne varsa, kaşığında o çıkar. Âlem yine o âlem, devran yine o devrandır evlât!
1000Kitap
"Nasip olmayınca çare yok, olunca da olmamaya imkân yok."
Necip Fazıl Kısakürek
Necip Fazıl Kısakürek
🤍
Değersiz görme bir bilgi aracıdır ve alışıldık değer hiyerarşileri sarsılmadan bilginin sırları ifşa edilemez.
1000Kitap
Makul bir iddia. Haddi aşmadan, Foucault'a nazire niyetiyle mini bir gözlemimi aktarayım. Yazarın bilgi sırları için düşündüğü denge sarsıcı bu değer mekanizmanın insan ilişkilerinde benzer bir yansımasını gördüm. Çevrendeki insanları değersiz görme de bir ilgi aracıdır ve mevcut değer hiyerarşileriyle oynamadan ilginin basamakları tırmanılmaz. Alışıldık değeri gösterme, ilgiyi yakala.
Sarsılmasını arzu ettiğimiz her değerde de kendimizle, kendi yaşanmışlığımızla alakalandırdığımız ve gururumuzu incelten bir boyut yok mudur aslında? Değersizleştirip silkelemek istediğimiz özelliğe bir başkasında rast geldiğimizde de kendimize duyduğumuz saldırgan ilginin bir yansıması olarak diğer kişiyle ilgileniriz. Esasen ilgimiz diğerleriyle değil de kendimizle kurduğumuz ilişkinin derinliğini artırmak, basamaklarını tırmanmak amacıyla şekilleniyor gibi geliyor bana. Değerli yorumunuz için teşekkürler.
1 yanıtı göster
Öfkeden gözü dönmüş kimselerin saldırısına uğranıldığı zaman, Descartes’ın ‘Tutkular Üzerine Risale’ adlı eserindeki «öfkeden kıpkırmızı kesilenlerden çok niye öfkeden bembeyaz kesilenlerden korkulmalıdır?» başlıklı bölümü hatırlamak hoş olur.
Alıntı
Madde 200 Öfkeyle yüzleri kızaran kimseler sararan kimselerden niçin daha az korkutucudur? Bu tutkunun dış alametleri kişisel mizaçların ve onu oluşturan veya onunla birleşen başka tutkuların çeşitliliğine göre farklı farklıdır. Böylece bazı insanların öfkelenince sarardığı ve titrediği, bazılarının da kızarıp ağladığı görülür. Genel yargıya göre sararanların öfkesi kızaranların öfkesinden daha korkutucudur. Bunun sebebi şöyle açıklanabilir: Ancak bakışlarla ve sözlerle öç almak istediğimiz veya öç alabildiğimizde heyecanlanmaya başladığımız andan itibaren bütün hararetimizi ve bütün kuvvetimizi kullanırız, bu da yüzümüzün kızarmasına neden olur. Bundan başka kimi kez de başka türlü intikam almak elimizde olmadığından kendimiz için duyduğumuz üzüntü ve acıma ağlamamıza sebep olur. Aksine kendilerini tutup daha büyük bir intikam almaya karar verenler onları öfkelendiren hareketin kendilerini buna mecbur ettiğini düşündükleri için kederlenirler, bazen de aldıkları kararın yol açabileceği fenalıklardan dolayı kaygılanırlar; bu da önce onların hemen sararmasına, soğumasına ve titremesine sebep olur, fakat sonra intikamlarını almaya koyulduklarında başta ne kadar soğuksalar o kadar ısınırlar; böylece üşümekle başlayan ateşin genellikle en kuvvetli olanı olduğu görülür.
René Descartes
René Descartes