Sabah uyandığımda odanın kapısı açıktı , eşyalarını toplayıp gitmiştin baktım. Yalnızca terasta unuttuğun havlu çırpınıyordu rüzgarda
Bir daha hiç rastlamadım sana , hiçbir yerde hiçbir yazda
Düşünüyorum aradan tam on üç yıl geçmiş
On üç yıl önce içinde uyanan o isteğin anısı saklı duruyor mu sende ?
Birden adını hatırlamadığımı fark ettim bu şiiri yazarken , ama terasta çırpınan havlunun rengi hala gözlerimin önünde
On üç yıl sonra şimdi sevgilimden ayrıldığım bu derin , bu kavurucu günlerde neden ansızın aklıma düştüğünü sordum kendime . Sonra anladım : Bir aşk birçok aşktan yapılıyor
Ve ayrılmıyor hiçbir seferinde
Şimdi biz neyiz biliyor musun ?
Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları gibiyiz . Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada bir şey bulduğunda neyi , ne yapacağını bilemeyen çocuklar gibi .
Artık hiçbir duygusunu anlayamayan çocuklar gibi
Ve elbette biz de bu aşkta büyüyecek
Her şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz
Gittin . Koca bir yaz girdi aramıza . Yaz ve getirdikleri . Döndüğünde eksik , noksan bir şeyler başlamıştı . Sanki yaz , birbirimizi görmediğimiz o üç ay , alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik kalmıştı.
Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış arkadaşlığımıza . Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi bakışıyorduk.
Sanki ufacık bir şey olsa birbirimizden kaçacaktık.
Fotoromansız , trüksüz, hilesiz , klişesiz bir beraberlikti bizimki. Zamanla gözlerimiz açıldı , dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize.
Gittin . Şimdi bir mevsim değil , koca bir hayat girdi aramıza . Biliyorum ne sen dönebilirsin artık , ne de ben kapıyı açabilirim sana .
Yaz başıydı gittiğinde . Bir aşkın ilk günleriydi daha . Aşk mıydı , değil miydi ? Bunu o günler kim bilebilirdi ? “ Eylül’de aynı yerde ve aynı insan olmamı isteyen “ notunu buldum kapımda. Altına saat : 16.00 diye yazmıştın , ve 16.04 ‘tü onu bulduğumda .
Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını
Takvim tutmazlığını
Aramızda bir düşman gibi duran
Zaman’ı
Daha o gün anlamalıydım
Benim sana erken
Senin bana geç kaldığını