Kasım 1539’da Kanuni Sultan Süleyman’ın oğulları Bayezid ve Cihangir’in meşhur sünnet merasimlerinde verilen yemekler, ziyafet defterlerine ayrıntılarıyla kaydedilmişti. Bu ziyafetlerde 131,5 müd yani 65 ton pirinç tüketilmişti ve ikram edilen yaklaşık otuz altı çeşit yemekten yedisi pilavdı. Sade pilav başta olmak üzere; erişte pilavı, safranlı sarı pilav, pazı ya da ıspanak suyu ile renklendirilmiş yeşil pilav, pekmezli ya da pancarlı kızıl pilav, şehriye pilavı, nar ekşili pilav ve unlu pilav, merasim yemeğinin önemli bir bölümünü oluşturuyordu.
Eskiden, pilavsız sofraya oturmayanlar olur, pek çok yemek, yanında pilav olmazsa yadırganırmış. Hatta eskilerden meşhur bir mani şöyledir:
Ramazan geldi ulaştı
Sofralar doldu taştı
Davette pilav yoktu
Birden iştahım kaçtı
Avrupalılar pirinç ile Endülüs vasıtasıyla karşılaşmıştır; fakat pilav ile Osmanlı vasıtasıyla. “Venedik risottosunun atası, pirinç çorbasıdır.” demek yanlış olmaz. Zira bu yemeğe bu şehirde “riso turco” denir.
Pirinç aslen sarı manasında Farsça bir kelimedir. Kabuğu ayrılmadan önceki rengi sebebiyle bu ismi almıştır. Hatta sarı rengi sebebiyle, bakır-çinko karışımı metale de pirinç denir.