"İnsan kendi çıkarı için değil, Tanrı için yaşamalıymış. Hangi Tanrı için? Bu köylünün söylediğinden daha anlamsız ne olabilir? İnsanın kendi çıkarı için yaşamaması gerektiğini söyledi. Yani anladığımız bizi çeken, istediğimiz şey için değil, anlayamadığımız bir şey için, hiç kimsenin anlayamadığı, neyin nesi olduğunu bilmediği Tanrı için çalışmak gerekirmiş. Ne oldu şimdi? Fyodor'un bu anlamsız sözlerinden hiçbir şey anlamadım mı? Anladım da onların doğruluğundan mı kuşkuya düştüm? Budalaca, anlamsız, değersiz mi buldum onları?"
Ömrümde hiç kimseden nefret etmedim, ama ondan bütün ruhumla nefret ediyorum. Öyle ki, bağışlayamam bile onu. Çünkü bana yaptığı bütün kötülükler için fazlasıyla nefret ediyorum ondan!
"Ölüyor işte ağabeyim. İlkbahara çıkmaz. Peki ama nasıl yardım edebilirim ona? Ne söyleyebilirim? Ne biliyorum ölüm üzerine? Onun varlığını bile unutmuştum."