Anna Karenina

Lev Tolstoy
Çevirmen:
Ergin Altay
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Mürekkepten Damlayan Kan: Anna Karenina
10/10
·1015 syf.·
2023 46. kitabı
Yaşım otuza gelmeden edebiyatın mihenk taşı telakki edilen dünya klasiklerini okuma serüvenimin yolu ‘bilge bir derviş’le kesişti bu ay. Sürekli vaaz verir gibi sürdürdüğü sofu üslubu, aile ve din gibi konulardaki katı bulduğum vecizelerinden olsa gerek, önyargı ile yaklaşmıştım bu esere. Bu haksız ithamlarımın hepsi Anna Karenina ile akamete uğradı. Lev Tolstoy, 28 Ağustos 1828’de Yasnaya Polyana’daki gösterişli bir malikanede, varsıl bir ailenin oğlu olarak hayata gözlerini açar, iki yaşına gelmeden annesini, sekiz yaşında da babasını kaybeder.Toprağa bağlı kölelere sahip aristokrat bir aile menşeli olması itibariyle; bu yönüyle hem köylüleri yakinen izleme imkanına sahip olmuş, hem de aristokrasi tarafından sevilip sayılan biri hale gelmiş, toplumun her kademesine hitap etmesi onu müstesna bir konuma yükseltmiştir.(Rusya’da 19 Şubat 1861’de çıkarılan yasaya kadar toprak sahipleri, toprakları üzerinde yaşayan köylülerin de sahibi sayılıyordu. Bir toprağı satın alan soylu, köylüleri de satın almış oluyordu.) Bu çok yönlülük Tolstoy’un mahiyetinde, karakter ve kişiliğinde de tezahür eder. Haddizatında bu ‘Bilge Derviş’ bazen düzen karşıtı bir anarşist gibi Ortodoks Kilisesi’ni yerden yere vurur, bazen de bir kutsal bir ülküye kendini adayan bir aktivist gibi sahip olduğu malı topraksız köylülere cömertçe dağıtır.Anlam ve bilgelik rotasından şaşmayarak gittikçe sade, basit ve gösterişsiz bir forma bürünen hayatını, ailesi tarafından “anlaşılamamaktan” muzdarip bir şekilde, evinden uzaklaşmak için sığındığı bir tren istasyonunda noktalar.Bir hayat ne kadar saygın ve onurlu geçerse geçsin ölüm başlı başına saçma bir olay işte. Bir Aile Trajedisi: Anna Karenina Bu elim trajedinin başaktörü esere ismini veren karakterin kendisi olan Anna;
Anna KareninaLev Tolstoy · İletişim Yayınları · 201355,7bin okunma
Tolstoy
Puan vermedi·1015 syf.·
2024 48. kitabı
ANNA ilgi görmediği kocasından ilgi gördüğü aşığına aşık olur. Avrupayı gezerler çocukları da olur. Amenna ama Tolstoy duygulara hiç girmemiş. Ne zaman aşık oldun, da Avrupaya gittin de bebek yaptın belirsiz. 800 sayfada Levin ve Kiti daha fazla dikkat çekiyor. Bence kitaba Anna değil bu ikili ismini vermeliydi. Sadakat ve kazancı. O dönem Rus asıl ve köylüsünün durumları, avcılık, ata binme gibi yerlere fazlasıyla girmiş. Asillere hak etmedikleri halde sağlanan imtiyazlar... neyse. Din sorgusu, savaş sorgusu da ayrı yerlerde anlatılmış. Tolstoy kendini Levin de özdeşleştirmiş. O zamanlar yazarlara para sayfa sıvısına göre verildiğinden epey uzatmış bu dramı. Duygulara değil gerçeğe odaklanmış. Buyrun efendim siz de okuyun.
Anna KareninaLev Tolstoy · İletişim Yayınları · 201355,7bin okunma
Eser ruh halinizi etkileyebilir
9/10
·1015 syf.··
Beğendi
·
2021 14. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2021 16:09
Öyle bir eserdi ki içersinde her şey vardı. Uzun zaman sonra bir dünya klasiğini bu denli beğendim :) Yazar zaten kendini kanıtlamış devlerden biri ah Tolstoy ne ortaya koymuşsun öyle mükemmelsin. Eserin dili açık okurken düşündüren peki ya ben ilişkilerden kişilerden hangisiyim diye psikopatca farkında olmadan düşündüren yani aslında kitabı size okutan değil de yaşatan bir konu meydana gelmiş. Eser ruh halinizi etkileyebilir bunu da söylemeden edemeyeceğim. Ancak gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. İyi ki okumuşum beeee
Edebiyat
Anna KareninaLev Tolstoy · İletişim Yayınları · 201355,7bin okunma
8/10
·1015 syf.··
Beğendi
·
2021 344. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2021 15:04
Bu kitap neydi böyle yahu. Bir ara bırakıyordum da gurur yaptım devam ettim. Bayağı yordu, bilmiyorum okuyanlar ne düşünüyorlar ama. Çok uzun olunca haliyle çok fazla sıkıcı yerler bulunuyor tabi. Baştan sona okuyucuya hitap edebilse, en iyisi olurdu zaten. 125 farklı yazar tarafından, günümüze kadar en iyi yazılan roman olduğunda birleşilmiş ama en sevdiğim film (The GodFather), en sevdiğim kitap (The Godfather) ve en sevdiğim müzik de –evet bu filmin müziği- halen değişmedi dostlar. Yani yazarlar en iyi kitabı seçme konusunu bence okurlara bırakmalı, teşekkürler. 1800’lerin son yıllarına dönemlenen romanda iki aşk macerası anlatılır ki bu kadar dar bir mekandan bu kadar uzun metrajlı ve ciltlere bölünerek çıkarılmış bir roman, gerçekten hayret ve hayranlık verici. Dürüst bir evliliğin mutluluğu ile yasak bir aşkın huzurluğu olabildiğince kıyaslanır bu romanda. İşlenen duygular (sadakat ve kıskançlık gibi) az çok belli. Özellikle o dönem Rusya’sında kadınların durumlarını görmek açısından mükemmel bir eser diyebilirim. İki farklı finaliyle de bir Fetret bırakılmış bir de Hüzün. Yapılan finaller aslında kitabın gidişatından ve mantığın ilerleyişinden açıkça belliydi. İyi okumalar dilerim..
Anna KareninaLev Tolstoy · İletişim Yayınları · 201355,7bin okunma
7/10
·1015 syf.··
2020 396. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2020 23:34
Kalın mı kalın bir Tolstoy romanının daha sonuna geldim. Kitap boyunca öncelikle eleştirdiğim şey. Fransızca konuşmalarıydı. Hatta bir yerde Levin bu dil ile aslında kendi duygularını yansıtamadıklarını, kendilerini yabancılaştırdıklarına benzer bir şey söylüyordu. O kadar hak verdim ki. Bir ülke için dil herşeydir. Dil çökerse bence her şey çöker ve ne yazık ki bir Fransızca özentisi baş göstermiş durumda Rus toplumu arasında. Diğer bir şey tabi ki sınıf farklılığı. Soylular ve köylüler. Ama Levin köylü hayatının daha sıcak olduğunu söylemişti ve yine bence burada da haklı. Sosyete de insanlar genel olarak yapmacık ve duygularını, hissettiklerini değil de olması gerekeni söylüyorlar hep. Kitapta her karakter bence başlı başına bir inceleme konusuydu. Açıkçası Stepan Arkadyeviç'i hiç sevmedim. Karısını aldatan, zevk sefa düşkünü, sorumluluk bilinci düşük basit bir adam benim gözümde. Levin ise benim için kitabın asıl karakteriydi. Onun düşünceleri, olaylara yaklaşımı, tepkileri... tüm bunlar bence kitabın asıl konusuydu. Anna'nın eşine ise hayran olmamak elde değil bence. Evet biraz soğuk bir karaktere sahip ama mükemmel bir kalbi de var. Anna'ya gereğinden fazla tahammül gösterdi ve şans verdi. Anna ise hepsini geri tepip sevgi uğruna herşeyi yakıp yıktı. Bence sevgi her şey değildir. Anna çökmüş, ne yapamayacağını bilemeyen bir karakterdi ve kendi sonunu kendi hazırladı bence. Sürekli mutluluk peşinde koşarken aslında mutluluğu yitirdi. Mutluluğun ne olduğunu unuttu. Ve Vronskiyi bile kendisiyle mutsuzluğa sürükledi. Sevgi, aşk bu şeylerin hiçbir zaman kalıcı olduğunu düşünmedim ve bu kitapta nedense bu düşüncemi doğruladı. Herkes Anna'ya kötü gözle bakarken Anna'nın insanlara anlam veremeyişi biraz tuhaftı yani. Onca şeyi yaparken ne olmasını bekliyordun?
Edebiyat
Anna KareninaLev Tolstoy · İletişim Yayınları · 201355,7bin okunma
10/10
·1062 syf.·
2020 44. kitabı
Sevgili Anna, Birlikte sayfalarca geçirdiğimiz maceradan sonra en azından bu incelemeyi sana ithaf etmek isterim. "Anna Karenina benim okuduğum en mükemmel, en kusursuz, en derin ve en zengin roman." demiş Orhan Pamuk. Sanırım bende de tam olarak bu düşüncelere sebep oldu. Anna Karenina asla sonu gelmeyecek gibi duran, bitmesine yakın zamanda bile birçok karakterle kendisini genişletmeye ve zenginleştirmeye devam eden bir roman. Tolstoy, hayat, din, ahlak, insan ilişkileri ve politika, hatta tarım gibi daha birçok yan mecrada düşüncelerini bir vaiz edasıyla fakat kesinlikle bir yazar hassasiyetiyle romanın içinde, olayların ve diyalogların arasına saklıyor. Kitaptaki karakterler fiziksel görünümleriyle, kılık-kıyafetleriyle, düsünceleriyle, günlük alışkanlıklarıyla hattta mimikleriyle bile yer ediyor hayatınızda. Bilmiyorum Levin'i, Doli'yi, Kiti'yi, Vronski'yi unutur muyum zaman geçtikçe.. Hepsi o kadar tanıdık bir şekilde yer ettiler ki hayatımda. Ve Anna. Zavallı, güzel, cesur Anna. Dürüstlüğünden ödün vermemek için sevdiği herkesi, sonunda kendi yaşamını da yitiren Anna... O da herkes gibi yaşayabilseydi, Vronski'ye Aşık olmadan önceki gibi düşünmeden, diğer insanlar gibi yaşamaya devam edebilseydi, toplumda yeri olan ahlaklı (!) bir kadın olarak mutlu bir şekilde hayatına devam edebilecekti. Aşkını -o zamandaki diğer yüksek sosyetedeki evli kadınların yaptığı gibi- gizli saklı yaşasaydı ahlaksız bir şekilde anılmayacaktı. Toplum kurallarına cesurca karşı geldi ve bu da kendisini felaket bir sona sürükledi. Anna Karenina'nın sadece bir roman olduğunu düşünmüyorum. Hayatlar derlemesi.
1000Kitap
Anna KareninaLev Tolstoy · İletişim Yayınları · 201355,7bin okunma
10/10
·1015 syf.··
Beğendi
·
2020 37. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2020 11:33
Lev Nikolayeviç Tolstoy'un ölümsüz eseri Anna Karenina'nın henüz ilk beş on sayfasını okuduğunda okur, içinde bulunduğu 20.. yılından 19. yy'un son çeyreğindeki Rusya İmparatorluğu'nun eski başkenti Moskova'ya ışınlanmış gibi olmaktadır. Bunun en temel nedeni ve beni bu romanda etkileyen başlıca etmen şudur: Tolstoy'un, romandaki diyaloglar -özellikle- sırasında (arasında) karakterlerin konuşma tarzları, duruşları, sohbet sırasında değişen duygularını ve düşüncelerini abartıya kaçmadan gerçekçi bir şekilde anlatabilmiş olmasıdır. Bunu yaparken kullandığı benzetmeler (Homerosvari) ilgili karakterin o anki durumuna on ikiden isabetle uymakta ve hatta okura sanki, "bu durum başka bir şekilde ve daha iyi anlatılamazdı," dedirtmektedir. Tolstoy'un romanındaki diğer önemli başarısı ve hoşuma giden yönü, aslında ilk paragraftaki durumla ilişkili olarak, insanların duygu durumlarını ve düşüncelerini otosansüre uğratmadan ifade ettirmesidir. Bence hepimiz her an, en başta kendimize olmak üzere, herkese karşı belli ölçüde maskeler takıyoruz ve takmalıyız da; çünkü hayatımızdaki olay ve durumlar karşısında duyduğumuz hislerin ve zihnimizde beliren düşüncelerimizin hepsini olduğu gibi dışarıya aktarsak eminim ki, hiç kimsenin birbirinin yüzüne bakacak hali kalmazdı. Buna romandan bir örnek verelim: Anna, romanın başlarında Moskova'ya abisinin yanına gelmiştir. Garda genç ve yakışıklı bir subay olan Aleksey Vronski'ye aşık olur. Petersburg'a döndüğünde kocası ve daha önemlisi oğlu ona, yabancı ve hatta tiksinç gelir. Benzer şekilde romanın ilerleyen bölümlerinde Anna, Vronski'den olacak kızıyla neredeyse hiç ilgilenmemekte ve ona duyduğu olumsuz hisleri iç monologlarında açık bir şekilde ifade eder. Şimdi A yazarı aynı özelliklerde ve aynı olayları yaşayan Berna karakterine sırf
Edebiyat
Anna KareninaLev Tolstoy · İletişim Yayınları · 201355,7bin okunma
Puan vermedi·809 syf.··
2021 112. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2021 14:42
Rusların insanlığa en büyük katkılarının yazarları olduğu kanaatindeyim ve bunu her bir yazarı ve kitabıyla da perçinliyorlar.Yaşamın ve ölümün birer tasvirinin yapıldığı bu kitap kalınlığına rağmen sizi hiç sıkmayacak bir dile ve konuya sahip.Kiliseye karşı olan tüm fikirlerine rağmen kitabın sonlarına Levin'in tanrıya Hristiyanlığa yönelmesi ve bunu yaparkenki samimiyeti takdire şayan.Annayı sevip sevmemek size kalmış ama ben sevdim karakterini. Kitabın ana karakteri Anna olmasına karşın Levin çoğu yerde daha çok öne çıkmakta.Vronski de kendine yakışanı yaptı sonunda...Nice yorumlar yapılabilir siz tereddüt etmeden alıp okuyun,seveceksiniz.
Anna KareninaLev Tolstoy · İletişim Yayınları · 201355,7bin okunma
7/10
·1015 syf.··
2024 22. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2024 22:39
Dünya edebiyatında büyük yer etmiş en büyük, en bilinen Rus klasiklerinden biri. Daha önce kendimi hiç bu kadar Rus klasiği okumuş gibi hissetmemiştim. Okuması zorlayan, 'bitmeyecek mi bu kitap' diye hissettiren ama bir yandan da merak ettiren... Baştan söylemeliyim ki o kadar övülen bu kitabı ben çok beğendim diyemiyorum. Kitap iki haftadır elimdeydi ama sanki daha uzun bir süre geçmiş gibi geldi. O kadar çok beğenmiş olsam zaten böyle hissetmezdim. Spoiler içerir Anna Karenina karakterini başta iyi, çok hoş bir insan gibi tanırken sonra fikirlerim değişti açıkçası. Anna Karenina'ya bakmadan önce kitaba ismini vermiş olsa da kitabın tamamı onunla ilgili değil. Diğer karakterlerle ilgili, özellikle Levin, çok şey anlatıyor. Hatta kitap yarı yarıya neredeyse. Evli ve çocuklu olan ve hayatında mutlu olduğunu sanan Anna, Vronski ile tanışır ve aslında mutlu olmadığını anlar. İkisi arasında doğan ilişki işleri iyice sarpa sardırır. Bu noktadan sonra Anna iyice sinir bozan bir insana dönüştü benim için. Vronski ile yaşadığı aşkı diğer sosyetikler gibi saklamaz. Açık açık yaşar. Ama kocasından da ayrılmaz. Durumu öğrenen kocası da Anna'yı uyarır ama kendisi de ayrılma fikrine uzakdir. Hem ayrılmak hem Vronski'yi düollaya davet etmek konusunda korkaklık gösterir. Kendince haklı yönleri vardır. Anna'nın Vronski ile birlikteği devam ederken evliliğinin bitirmemesinin sebebi ise çocuğu. Çocuğunu bir daha görememekten korkar. Ama gel gör ki Vronski ile ilişkisi iyice ilerleyince hatta bir yıl boyunca beraber yurt dışında yaşayınca çocuğunu hiç görmez ama hâlâ kocasından ayrılmama kararındadır. Anna kocasından nefret ederken aynı zamanda onu da seviyor. Ama kocasının onu affetmekle büyüklük göstermesi de sinirini bozuyor. Bunlar bir yana Anna fikrimce zaman içinde narsist bir
Anna KareninaLev Tolstoy · İletişim Yayınları · 201355,7bin okunma
10/10
·1015 syf.··
2020 40. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2020 13:39
İncelemeye şu sözlerle başlamak benim için en doğrusu olur. Günün birinde en sevdiğim Türk yazarlardan biri olan sevgili Hasan Ali Toptaş'ın Harfler ve Notalar kitabını okurken şu cümleyle karşılaştım. Hasan Ali Toptaş'a sorarlar, bu yazı da ne anlatmak istedin? Cevaben; Rivayet olunur ki, Anna Karenina 1877’de yayımlandığında aynı soru Tolstoy’a da sorulmuş ve Tolstoy bu soruyu hiç duraksamadan; “Anna Karenina’da ne anlattığımı anlatabilmek için onu size ilk cümlesinden son cümlesine kadar okumam gerekir,” diye yanıtlamıştır. Evet, bu yanıtla başladı Anna Karenina yolculuğum. İlk etapta kitabın 1015 sayfa olmasi ve klasiklere olan ön yargımdan ötürü tereddüt etsem de bu kitaba Hasan Ali yer ayirmissa okumam gerekir düşüncesiyle başladım. Kitabın ilk cümlesinden son cümlesine kadar sevenler, aldatanlar, sevip kavusamayanlar, savaşlar, din, inanç, devlet işleri, köy hayatı, tarım, intihar vs.. aklınıza gelebilecek her konuya değinmiş büyük yazar Tolstoy. Böylesine uzun bir eseri mantık hatasına yer vermeyecek şekilde yazmak üstelik bunu 1800lü yıllarda yapmak değil mi zaten bir yazarı ölümsüz kılan?
Anna KareninaLev Tolstoy · İletişim Yayınları · 201355,7bin okunma

Yazar Hakkında

Lev TolstoyYazar · 205 kitap
Lev Tolstoy 28 Ağustos 1828 tarihinde Moskova'da doğdu. Babası Kont Nikolay İlyiç Tolstoy, 1812 Napolyon Savaşlarına katılmış emekli bir yarbaydı. Tolstoy romanlarında, insanoğlunun ne kadar değişik karakterli olduğunu vurgular. ''Savaş ve Barış'', ''Anna Karanina'' insan tahlileri ve canlı tasvirler bakımından birer baş eserdir. Lev Tolstoy'un kendini arayış serüveni ölünceye kadar sürdü. Karısı bile onu anlamadı. Tolstoy, bir çocuk gibi hayata küstü ve kaçtı. Seksen iki yaşındaki karanlık ve yağışlı bir Ekim gecesinde köyünden ayrıldı. Yolda hastalandı 7 Kasım 1910'da küçük bir tren istasyonunda hayata veda etti. Lev Tolstoy zengin bir ailenin çocuğu olarak Rusya'nın Tula şehrindeki Yasnaya Polyana adlı konakta doğdu. Çok küçük yaşlarında önce annesini, sonra babasını kaybetti, yakınlarının elinde büyüdü. Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. Öğrenimini tamamlamak için Moskova'ya gitti. Çalışkan zeki bir öğrenci olarak başarı ve sevgi kazandı. Fransızcasını ilerletmiş, Voltaire'i ve J. J. Rousseau'yu okumuş, bu iki yazarın kuvvetli etkisinde kalmıştı. Yasnaya-Polyana'ya döndü, yoksul köylüler arasına katıldı. İlk eseri olan "Çocukluk"u bu sıralarda yazdı. Lev Tolstoy Bir süre sonra orduya girdi; Kafkasya'ya gitti. Kafkas halkının yoksulluk dolu yaşayışlarını ele aldığı izlenimlerle ilk gerçekçi hikâyelerini yazdı. 1854'te Kırım savaşı'na subay olarak katıldı. Sonra askerlikten ayrılıp Petersburg'a gitti. Bir kısım eserlerini oldukça sakin geçirdiği o yıllarda yazdı. Gene de içinde, aradığını bulamayan bir ruh çalkalanıyordu. Batı Avrupa ülkelerinde uzun bir gezintiye çıktı. Almanya, Fransa, İsviçre'de dolaştı. Yurduna dönüşünde gene Yasnaya-Polyana'ya yerleşti. Asalet ünvanlarından, lüksten sıkılıyordu. Köyünde bir okul kurdu. Bu okul, öğrenim, eğitim bakımından yepyeni bir kurumdu. Huzura kavuştuğuna kanaat getirdikten sonra, 1862'de evlendi. Lev Tolstoy evlendiğinde karısı Sophie Behrs kendisinden 16 yaş küçük olup henüz 18 yaşındaydı. Bu evlilik onun düzenli bir hayat özlemini giderecekti. Bu evlilikten 13 çocukları oldu; bu çocukların 3'ü bebek iken, biri 5 diğeri de henüz 7 yaşında iken öldü. Eserlerinden en kuvvetli olan iki romanı "Savaş ve Barış" ile "Anna Karenina'yı" bu dönemde yazdı. Karısı, eserlerini yazmasında en büyük yardımcısıydı. Hatta "Savaş ve Barış"ın düzeltmelerini 12 kez yapıp yazmıştır. Aradan bir süre geçince yeniden, bu sefer eskilerden daha şiddetli bir moral çöküntüsüne uğradı. Geniş halk yığınlarının, özelikle Rus köylüsünün yoksul, perişan durumu onu çok üzüyordu. Bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Kaba saba giyiniyor, giydiği her elbiseyi kendisi dikiyordu. Değişmeyen tek tarafı bıkıp usanmadan yazmasıydı. "Kroyçer Sonat", "Efendi ile Uşak", "Karanlıkların Gücü", "İman nedir", "İnciler", "Kilise ve Devlet", "İtiraflarım" hep bu yılların ürünleridir. Lev Tolstoy Eserlerinde insanlığın çeşitli meselelerine değinen Tolstoy'un dünya ölçüsünde bir sanat ve fikir değeri vardır. Kendi ülkesinin toplumsal siyasal çalkantılarını, halkının yaradılışını, yaşayışını büyük bir ustalıkla yansıtmıştır. Gerçekçi edebiyatın en büyük temsilcilerinden olduğu kadar, bir filozof ve bir eğitimci olarak da ün kazanmıştı. Yukarıda sayılanların dışında "Diriliş", "Gençliğim", "Çocukluk", "Hacı Murat", "Ayaklanış", "Sergi Baba", "Tanrı Bizim İçimizdedir", "Kazaklar", "Tesadüf", "İki Süvari" gibi eserleri vardır. Lev Tolstoy 82 yaşındayken, 1910 yılında öldü. Kış ortasında evini terk ettiğinde hasta düştükten sonra, Astapovo'da tren istasyonunda zatürre'den öldü. Polis, cenazesine katılmak isteyenlere ulaşımı sınırlandırmak için çalıştı, ama binlerce köylü cenazesinde sokakları doldurdular. 82 yaşında vefat eden Lev Tolstoy birçok kez büyük sıkıntılar yaşamıştır. Marksizm'den etkilenerek oluşturduğu mülkiyet konusundaki radikal fikirleri nedeniyle bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Bu sebeple ailesiyle arası açıldı. Hıristiyan anarşizmini geliştirmeye çalıştığı kitabı "tanrının egemenliği içimizdedir" kitabıyla yeni bir hristiyanlık akımı tanımlaması, Ortodoks Kilisesi tarafından aforoz edilmesine sebep oldu. Tolstoy, ömrünün son yıllarını büsbütün derbeder bir şekilde geçirdikten sonra, bir küskünlük sonucunda, evini bırakıp yollara düştü. Astapovo tren istasyonunda ölü olarak bulundu. Ölümüne zatürrenin sebep olduğu bilinmektedir. Hayatı boyunca yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalıştı. Eserlerinde bunu eksiksiz olarak yansıtmayı hedef edinmiş en büyük Rus yazarlarından birisi olarak edebiyat ve dünya tarihindeki yerini aldı.