Kafka'nın babası, dünya haritasının üzerine yayılmış bir şekil gibi hayatın tamamını işgal ediyordu sanki ve Franz'a hiç yer kalmıyordu. Babasını taklit etmeyi başaramayan Kafka bu yeteneksizliği için kendini suçluyor ve durumu şöyle özetliyordu: "Senin yüzünden kendime olan güvenimi kaybettim ve yerine de sınırsız bir
suçluluk duygusu edindim."
"Bana göre sen, doğruları düşüncelerinin değil, kendisinin üzerine kurulmuş tüm zorbaların sahip olduğu o esrarengiz özelliği edinmiştin.
En azından bana öyle geliyordu."
Byron'ın okurları, tıpkı kahramanları Childe Harold ve Manfred gibi, yazarın da hayal kırıklığı içinde,ümitsiz bir adam olduğunu hayal ediyorlardı. Aynı şekilde Kafka'yı da, isimleri gitgide kısalan roman kahramanlarından
(Karl Rossmann, Josef K. ve nihayet Şato'daki K.) ayırt etmek son derece güçtür. Kafka'nın kendisi de bazen bu güçlükle karşılaşıyordu. Ocak 1922'de bir dağ oteline giriş
yaparken, otel çalışanlarının rezervasyon kaydı sırasında ismini yanlışlıkla 'JosefK[afka] ' olarak yazdıklarını öğrenmiş ve günlüğüne "Onları düzeltmeli miyim, yoksa beni düzeltmelerine
izin mi vermeliyim?" diye sormuştu.