O dönemi çok allak bullak geçirdim ama gönül rahatlığıyla gerçek hastalardan hoşlanmadığım, dolayısıyla sapık olmadığım kanısına vardım. Böyle düşünmek beni takıntıdan kurtarmadı. Arkadaşlarım harçlıklarını uyuşturucuya yatırırken ben yıl boyunca annemin verdiği bütün parayı pahalı tıp kitaplarına yatırdım. Hiçbir şey bana o kitaplar kadar mutluluk vermiyordu. Ölümün tüm o üstü kapalı tabirleri. Tüm o hoş, hiçbir anlam ifade etmeyen tıbbi sözcükler, o ağır terminoloji, pornografinin ta kendisiydi.
Ellerindeki titremeyi, havasız kalmayı, bedenden çıkma ihtiyacını, hep aynı şeyi düşünme halini çok iyi biliyordu. Koridorda bir sigara yaktı ve ağzında sigarayla odasına dönüp televizyon açık olduğu halde herhangi bir programın anlamını anlamaktan aciz, ağlayamadığı için ödü patlamış, yatakta yüzüstü geceyi ve ertesi günü beklemeye devam etti.