Nisa

Daha sabahtan baslayarak beni tuhaf bir kuruntu huzursuz etmeye baslamisti. Birdenbire herkes beni yalniz birakip gidiyor, herkes benden uzaklasiyor gibi gelmisti.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Nasil oluyor da böyle bir gögün altinda türlü türlü suratsiz, kaprisli insan yasayabiliyor?
Sokakta kendimi berbat hissediyordum (o yok, bu da gitmis, peki öteki nereye kayboldu?), evde de kendime geldigim pek söylenemezdi. iki gece kendime sorup durdum: Su yasamdaki kösecigimde bana yetmeyen neydi? O kösede kalmak bana neden bu kadar rahatsizlık veriyordu? Kafamda böyle sorularla, bakişlarimi isli, sararmis duvarlarimda ve Matryona'nin serpilmelerine epey katkida bulundugu örümcek aglanyla dolu tavanimda gezdiriyor, bütün mobilyalarima tekrar tekrar bakip her bir sandalyeyi acaba sorun bunda mi diye inceliyor (çünkü sandalyelerden birisinin bile önceki günkü gibi durmamasi, kendimi kaybetmeme yetiyordu), o da yetmezse camdan dişari bakiyordum, ama tümü bosunaydi... Bir parça olsun rahatlayamiyordum! Hatta bir ara Matryona'yı yanima çagirip tavandaki örümcek agi ve genel ihmalkârligì üzerine ona babaca bir nutuk çekmeye karar verdim; ama bana sadece şöyle bir hayretle bakti ve tek sözcükle olsun yant vermeden arkasini dönüp gitti; o gün bu gündür o orümcek agi tavanimda keyifle sallanir durur.
Uzun süre ve epeyce yürüdükten sonra, âdetim oldugu üzere kaybolmayi basardim; kendimi kentin kapisiyla karsi kargiya bulmustum. Yüregimde bir hafiflik hissettim, kapıdan çikip sürülmüs tarlalar ve çayirlar arasinda yürümeye başladim, bir nebze olsun yorgunluk duymuyordum; tüm varligimla ruhumun agir bir yükten kurtuldugunu hissediyordum.
çünkü mutlu oldugumda ben de, bir dostu ya da iyi bir tanidigi olmayan, o neseli aninda nesesini paylasacak kimsesi bulunmayan her mutlu insan gibi kendi kendime bir seyler mirildanirim. Ama birden, en ummadigim biçimde bir serüven basladi.