Alev Taner

bir düello daveti gibi gülümsediğimi söylemişti. onu bana doğru çeken tılsımlı güç, başımın çevresinde sürekli taşıdığım bir trajedi halesiymiş.
Sayfa 39·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
sergio'nun kırmızı güllerden, şiirden, coşkulu ezgilerden oluşan bir dünyası vardı. gökkuşağı renkli, umut dolu, gün doğumlarını, tomurcukları, çimen kokusunu her zaman barındıran bir dünya... gülümsemesini biraz sahte, biraz abartılı bulurdum ama doğrusu yüreğimdeki nasırları yumuşatırdı. iflah olmaz bir mutluluk avcısıydı.
Sayfa 38·Kitabı okudu
bir şehir, ancak içinde sevdiğiniz biri olunca yaşamaya başlar.
Sayfa 18·Kitabı okudu
çocukluğuma ilişkin bir noktanın daha açıklığa kavuşması gerekiyor; o da, daha o zamanlarda bile içimde bir tutam delilik taşıdığım. şu çileli, bereketli, köhne dünyamızın düş kırıklıklarına dayanamayıp da deliliğin acıya dayanıklı avuntusuna sığınanlardan değilim, sonradan görme delilerden yani. benim hiçbir nesnelliği, bilimselliği olmayan delilik sınıflandırmalarım vardır: aristokrat deliler, deliliğini satışa sunmadan önce pazar ve imaj araştırması yapanlar, yaratıcılığın baş koşulu saydıkları için zorla delirenler... bense sınırlarda arada bir dolaşıp da mayınlı alanı aşmaya bir türlü cesaret edemeyenlerdenim. delilik benim anlatacağım bir öykü değil. bir öykü bile değil.
Sayfa 16·Kitabı okudu