sana daha önce hiç söylenmemiş sözleri söylemek, hiç anlatılmamış öyküleri anlatmak, keşfedilmemiş bir dünya göstermek isterdim. ama sadece müzik gerçekten söz edebilir aşktan. aşktan ve ölümden... sözcüklerin ulaşamadığı yerlere sadece o dokunabilir.
hiçbir şeyi unutmak olası değil. günü gelince anılar belleğin diplerinden su yüzüne vuruyor teker teker. sokaklar, yüzler, yaralar... her an bir yerlere kazılmış.
ne olursa olsun, hiç ama hiçbir şey o ilk anların yerini tutamıyor. birbiriyle ilk kez bütünleşen bedenlerin tutkuya ani kaçışları... iki ırmağın kavuşması kadar doğal ve coşkulu. bir ömür boyu sanki sadece bu an beklenmişçesine bedenler konuşuyor ve yeryüzündeki her şey susup dinliyor. yalnızlıklar unutulmuş, yaralar sarılmış; bu tehlikeli, karmakarışık, anlamsız dünyada sağ kalmaya çalışan korku dolu bir canlı bir başka varlığa sığınıyor, gelip geçici bir güvenliğe, sahte bir cennete kavuşuyor. hayatın olağanüstü güzellikteki müziğini ansızın duyuveriyor. o müzik hep oradaymış aslında ama o hiç durup kulak kabartmamış.