Herkesin bildiği, daha önce filmini ya da kitabını mutlaka duyduğumuz bir kitap incelemesiyle buradayım.
Ben filmini izlemeden önce kitabını okumak istemiştim. Kitabını bitirir bitirmez de filmini izledim. Kitap Nazi döneminde geçiyor ve o dönemi bir çocuğun gözünden yaşadıklarıyla anlatıyor.
Kitabı gerçekten bir çocuğun gözünden okuduğumuz çok belli oluyor. Kitabın dili bile çocukça hissettirdi ancak akıcı bir dili olduğunu inkar edemem.
Akıcı olmasına karşılık sonunu ben anlayamadım. Filmi izlemesem kitabın sonu bende hep açık uçlu olarak kalırdı. Bolca ağladığımı söylemem gerek.
Okumanızı öneririm ancak çerezlik bir kitap olduğunu belirtmek istiyorum. Çünkü duyguları o kadar iyi geçirebildiğini düşünmüyorum. Dediğim gibi çok çocukça kalmıştı. Belki de benim okuduğum yaş ile de ilgili olabilir.
Okuyacaklara iyi okumalar...
Konusu ve türü olarak dikkatimi çeken, her zaman okumak istediğim ancak bir türlü okumanın kısmet olamadığı bir kitapla karşınızdayım.
Kitap üç bölümden oluşuyor ve ilk bölümünde ben ne okuyorum dedim. Böyle bir şey beklemiyordum çünkü distopya kitap dendiğinde ilk önerilen kitaplardan biri. O yüzden ilk bölümü hayal kırıklığı olsa da ikinci bölümde işin rengi değişmeye ve benim oldukça hoşuma giden bir hal almaya başladı.
Oldukça akıcı bir şekilde yazılmıştı ve okurken hiç zorlanmadığımı söyleyebilirim. Sadece rahatsız olduğum argo konuşmalar ve artı on sekiz diyebileceğim sahneler mevcuttu. Bu sahneler beni rahatsız etmekle birlikte ilerleyen bölümlerde azaldığı için memnun oldum.
Artı olarak beni sonu tatmin etmedi çünkü birden zaman atlayarak ana karakterin son durumdan bahsetmek bana inandırıcı gelmedi. Karakterin bu kadar kolay değişebileceğini hiç sanmıyorum.
Distopya olarak okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. En iyi distopya kitabı değil ama kesinlikle okunur.
İyi okumalar...