"Sen benim Marguerite'im değilsin. Ama diğer yandan osun. Paylaştığınız temel şey, ruhunuz; benim sevdiğim o." Paul'ün gülümsemesi hiç olmadığı kadar hüzünlü ve güzeldi. "Seni her biçimde, her dünyada, her geçmişle severdim. Bundan hiç şüphen olmasın."
Ancak Paul'ün söyleyişinde, bana sarılışında, beni göğsüne bastırışında ve iri ellerinin sırtımı şefkatle sarışında bir şey vardı. Birinin hem korumaya hem elinden kaçırmamaya çalıştığı kırılgan ve her an uçup gitmeye hazır küçük bir kuşu tutmasını hatırlatan bir şey.