Bin Parça Sen (Firebird Serisi 1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2600
Gösterim
Adı:
Bin Parça Sen
Alt başlık:
Firebird Serisi 1
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052992869
Orijinal adı:
A Thousand Pieces of You
Çeviri:
Sevinç Seyla Tezcan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Zaman yoktu. Dakikalarım mı vardı, saniyelerim mi yoksa daha da mı azı, bilmiyordum. Omzumda küçük bir çanta vardı. Elimi içine atınca kalem değilse de bir ruj buldum. Titreyen parmaklarla kapağını çıkardım ve ara sokaktaki duvara yapıştırılmış eski postere yazmaya başladım. Bu, iletmem gereken mesaj ve benden geriye bir şey kalmayınca hatırlamam gereken tek amaçtı:

Paul Markov'u Öldür

Marguerite Cane dâhi fizikçi ebeveynleri sayesinde bilimsel teorilerle büyümüştür. Ama hiçbiri, annesinin son icadı olan ve boyutlararası yolculuk yapmaya yarayan Ateşkuşu kadar şaşırtıcı değildir.

Marguerite’in babası cinayete kurban gittiğinde tüm deliller tek kişiyi göstermektedir: Ebeveynlerinin gözde öğrencisi, sırlarla dolu Paul. Mükemmel cinayeti işlemiş gibi görünen genç adam, polis ona ulaşamadan başka bir boyuta kaçar. Ama Marguerite’i hesaba katmamıştır. Genç kız çeşitli boyutlarda Paul’ün peşine düşer. Babasının cinayetinin arkasında yatan gerçekler yavaş yavaş gün yüzüne çıkarken Marguerite yaşanan ihaneti tekrarlamaya mahkûm olur.

Genç kız bambaşka yaşamlardan geçerken –Çarlık Rusyası’nda bir grandüşes, fütüristik Londra’da parti meraklısı bir yetim, okyanusun ortasındaki bir istasyonda yaşayan bir mülteci– tehlikeli olduğu kadar karşı konulmaz bir aşka kendini kaptıracaktır.

“Macera, bilimkurgu ve romantizmin bu müthiş karışımı geniş kitlelere hitap edecek.”

School Library Journal

“Aksiyon dolu bir ilk kitap… Gray bilimkurgu, tarih ve modern öğeler arasında yol alıyor.”

Publishers Weekly
352 syf.
·3 günde·9/10
"Insanlar birbirlerinin icine karisabilir, Leydim."

Kitap ilk bakista basit bir ask hikayesi barindiriyor gibi gorunuyor. Ama ilk sayfadan etrafiniz fizik terimleriyle sariliyor. Stephan Hawking'in boyutlar teorisi islenmis kitapta. Boyutlar arasi gecisi, boyutlarda olusan benlikleri cok guzel yansitmis yazar. Bir boyuttan başka boyuta sıçrayan karakterlerimiz ivedi amaçları dısında o boyutta yasayan esizlerinin hayatina, cevresinde meydana gelen olaylara da adapte saglamak zorundalardı. Bu sebeple kitap inanilmaz akıcı, merak uyandiran bir kitap.
Bu tür kitapları cok okudugum icin konunun gidisatını en basindan cözdum sandım ama kitap ilerledikce hicbir seyin düsündügüm gibi olmadigini anladım. Olaylar sayfalar ilerledikce ilginclesti.
Karakter tasviri yapmak istemiyorum ama Paul Markov'a hayran kaldım. Kendimden cok ozellik buldum karakterde. Kendine has bir karakteri var, cevresinin 'soğuk nevale' diyebilecegi türde bir özelligi var. Etkileyici bir karakter, bayıldım. Ozellikle daha geleneksel ve ilkel olan 2. boyutta yer alan teğmen Markov'un kısımlarını cok sevdim, zevk aldım.
Kitap olmasi gerektigi gibi seri kitap. Neden surekli seri kitaplar okuyorsun diye çok fazla sorular aldim. En sevdigim tür fantastiktir. Fantastik türünde kitaplar ise doğası geregi devamlılıgı olması gereken kitaplardir. Cünkü yazar basit bir dünyayı kitabina konu yapmıyor. Etkileyici mekanlar ve karakterler yaratıp, okuyucuyu sıkmadan edebi/etkileyici bir dil kullanip yazmasi gerekiyor. Bunu basarabilirse yazar, okuyucu o dünyanın bir kitapla sinirlandirilmasini istemiyor.
Yazar Hawking'in teorisiyle bilim, ateşkuşu materyaliyle fantastik ogeleri harmanlamis, içine de tehlikeli bir ask katarak kendini okutturan bir kitap yaratmis.
352 syf.
·4 günde·9/10
Ve bitti..
Kusursuz bir kurguya sahip bu kitap insan beyninin derinliklerini gösteriyor resmen..
Bilimkurgu , tarih ve macera ile harmanlanmış sahneler gerçekten çok etkileyiciydi. Açıkçası bitmesin , Paul ve Marguerite'nin hikayeleri bir nokta ile sonlanmasın istedim..

Kurguya gelirsek Marguerite, bilim insanı ve dahi denecek kadar iyi bir fizikçi ailenin uzaktan yakından bilim ile ilgilenmeyen kızı. Ailesi birçok konuda deney ve teziler oluşturup başarıdan başarıya adım atarken büyük bir trajedi yaşanıyor..

Uzun süredir boyutlar arası yolculuk için mekanizma geliştiren ve diğer boyutlarda ki kişiliklerinde yer alma işlemini başaran aile ve evlatları kadar güvenilen iki öğrencisi büyük bir kaosun içine giriyor.

Marguerite'nin babası ölüyor aslında bir suikaste kurban gidiyor, ardından en iyi öğrencilerinden olan Paul boyut yolculuğu için tasarlamış oldukları " ateş kuşunu" alıp tüm verileri silerek başka bir boyuta kaçıyor. Bu hareket onu haliyle şüpheli durumuna düşürüyor. Peki ama gerçekler neler?

Marguerite babasının hak etmediği bu durumunun üzerinden yüreğinin küçük odacıklarında Paul için saklamış olduğu duygularıda yanına alarak intikam ruhunu zırh edinip diğer öğrencileri, Marguerite ile birlikte iyi anılar edinmiş ve aralarında anlamı ve adı konulmamış bir çekim olan Theo ile Paul'un peşinden gidiyor.. Öldürenin cezası öldürülmek düşüncesini yanlış şekilde savunarak..

(Bu sahneler o kadar güzel ki sanki film izlermiş gibi aklımın perdesinde heyecanla oynadı.)
Marguerite hiç ummadığı ileriki boyutlarda kusursuz teknolojik bir yaşam sürerken hem doğruları öğrenmeye çalışıyor hem de Theo ile birlikte Paul'un izini sürüyordu.
Öyle zamanlar geldi ki 1900 'lü yıllarda yaşam süren Marguerite'nin bedeninde yer aldı. İşte burada sır perdesi yırtıldı.
Çünkü aynı bedenlerde yer alsada farklı hayatlar ve farklı düşünceler içinde olan kişiliklerinde barındı. Kalbindeki ve aklındaki düşünceler netleşmeye başladı.

Bu sahne geçişlerinde hiç kopukluk olmadı her boyuttaki kendisinin en ufak farklı düşüncesi bile okuyucunun aklına nakşedildi..
(Öyle ki artık şu Marguerite olsaydı şöyle yapardı, şu Paul olsaydı böyle derdi demeye başladım.)

Farklı boyutlar arasındaki kendi kişiliklerine ayak uydurmaya çalışırken gerçeklere , acılara , ölümlere ve ihanetlere adım adım yaklaşıyordu,okuyucuda Marguerite'nin bir gölgesi gibi ardında yer alıyordu..

Gerçekleri öğrendikçe asıl güven duyguyu kişiler suçlu potansiyeli düştü.
Peki Marguerite'nin olumsuz düşüncelerini değiştiren hisleri miydi ? Yoksa öğrendiği gerçekler mi ?

Açıkçası bu yazmış olduklarım kurgunun başarısı için tabiri caizse "devede kulak" :)

Sonuç olarak ikinci kitabı en kısa zamanda okuyacağım ve kimseye güven elbisesini uzun süreli giydirmeyeceğim çünkü insan en çok güvendiği insanlardan yara ve darbe alıyor. Bu darbeler esnasında olumsuzluk için de düşünmek yerine lehine çevirmek ise büyük şans..
Ve hayat birçok mucizeye gebe siz sadece küçük ayrıntıları farkedin bir şarkının adı olsa bile ;)
352 syf.
·2/10
Büyük umutlarla başladım. Sayfaları çevirdikçe o umutların gerçeğe dönüştüğünü sanıyordum. 200.sayfadan sonra büyük bir yıkıma uğradım.

Berbattı.
Böyle güzel bir kurgu nasıl bu derece mahvedilebilir?
İlk defa- gerçekten ilk defa bir aşk üçgeninde arada kalacağımı sandım, iki erkek arasında kalacağımı sandım. İkisini de sevebilecek kapasitem vardı. AMA bu sefer kitaptaki kızımız kimi sevdiğini NET bir şekilde biliyordu. Böylelikle diğer karakter araya gitmiş oldu.

Theo ve Paul.
Theo'dan kibirli olarak bahsediliyordu ama asla böyle bir davranış görmedim. Bir sempatiklik görmedim. Sadece yazılan, uygulanmayan bir kafa karışıklığıydı kısacası. Saçmalıktı. Sanki başka kız yokmuş gibi ikisi de Meg'in peşinde. İşte başlarda böyle değildi, Paul geri plandaydı. Gizemliydi ve onu severim gibi geldi. Meg kimi sevdiğini bilmiyordu falan.

Tamam aşk üçgenlerinde hep böyle oluyor sanki başka kız yokmuş gibi tek bir kızın üzerinde odaklanılıyor ama kasmıyor. Sıkmıyor. Heyecan veriyor. Bu kitapta öyle bir şey yoktu. Ve şu an farkındaysan kitabın konusuna bile değinmiyorum çünkü o ilişkinin saçmalığı yüzünden konu falan gözüm görmedi. Güzel bir ilişki düğümü olsaydı gerçekten okunabilecek bir konusu vardı.

Üzgünüm. SAÇMAYDI. Bütün karakterler saçmaydı. Sinirlerimi bozdular. Yeter artık. Hiç samimi değildi. Bir gram samimiyet yoktu.Bir daha Claudia Gray okumayı düşünmüyorum. Bunu okuyacağıma The Boy and His Ribbon'ın 100 sayfasını okumuştum. Neyse.

Bu kitabı beğenenler de neden beğenmiş çok merak ediyorum. AYDINLATIN BENİ!
352 syf.
·9/10
Kitabın konusu oldukça dikkatimi çekti ilk 250 sayfayı sıkılmadan akıcı bir şekilde okudum fakat son 100 sayfada çok sıkıldım kitap çok açık bitti ikincisini hemen okuyacağım
352 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
Bu seriyle ilgili çok büyük umutlarım vardı hala da var. İlk kitabı çok iyiydi diyemem, kesinlikle daha iyi kitaplar okudum ama kötü de değildi. Sadece ilk sayfalardan itibaren sonunu tahmin ettim ve yazar ana karakterlerin şaşırmasın gereken yerleri onların olayları çok normal karşılamasını sağlamış, yani düşünün onlar bile şaşıramıyorlar. Ama konusu bence oldukça ilgi çekiciydi. Hem gelecek hem geçmiş, farklı ülkeler, farklı boyutlar olayı çok güzeldi. Karakter sayısı bence yetersizdi ama olan karakterleri de çok sevdim. Yazarın dili oldukça akıcı ve sadeydi, kitap sonradan açıldı. Bence zaman yolculuğudur, boyutlardır sevdiğiniz şeylerse, bilim kurgudan hoşlanıyorsanız sevebeileceğiniz ama kesinlikle eksikleri olan ve geliştirilmesi gereken bir kitaptı. Umarım devamında yazar bu durumları düzeltebilir...
352 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yine ben geldim. Bugün yorumlara sizleri ufak da olsa rahatsız edeceğim ama mecbur yapmak lazım ;)

Bin Parça sen konusu itibari ile çok sevdiğim bir kitap oldu.
Konusu; Marguerite dahi fizikçi olan annesinin icat ettiği zaman yolculuğu yapabilen ya da boyutlar arası yolculuk yapmayı sağlayan Ateşkuşunu icat etmesi ile hayatları altüst olur.
Babasının öldürülmesi sonucu, bunu yapan Paul Markov'u bulmak ve öldürmek için zamanda yolculuk yapar. Bu yolculuk sırasında öğrendiği gerçekler aldığı kararları etkilese de, yavaş yavaş çıkan kanıtlar ile yeniden düşünmesi gerekmektedir.

Ateşkuşu serisinin ilk kitabı olan Bin Barça Sen, zaman yolcuğu konusunu ele alan bir seri. Yer yer fizik dalında bahsetmesi çok güzel ve ilginç olmuş. Bazı konularda tutarsız olduklarını düşündüğüm yerler olmadı değil ama araştırmak her zaman iyi olur. Karışık ve anlaması zor olsa da bilgi yönden harikaydı. Marguerite güçlü bir kız değildi öyle olmaya çalışılmış gibi, aşk konusunu da kafasına takınca sinir oldum. Hani o kadar şey oldu aşk konusuda kafaya takması, bu yönden pek sevmedim kızı. Theo karakteri eğlenceli birisiydi ki sonlara doğru onun hakkında öğrendiğimiz gerçekler, (aslında ortalarda tahmin ettim) sonrasında olan olaylar ile bir kez daha şaşırttı beni. Eğlenceli bir karakterdi. Paul karakterini çok sevdim, güçlü ve savaşçıydı. Onun neden bütün bunları yapıp kaçtığını öğrenmiş oluyoruz.

Zaman konulu olan kitapları pek okumadım ama yavaş yavaş okumaya başladım ve devam de edeceğim. Seriyi merak ediyorum umarım yazar devam kitapların da batırmaz. Macera bazında, konu bakımından yazar güzel bir kaleme imza atmış, fizik dalında aldığı konular kitaba güzel bir hava katmış. Seveceğinizi düşündüğüm bir kitap.

Yeni bir kitap serüvenin de görüşmek dileğiyle sağlıcakla kalın kitap dolu günleriniz olsun.
352 syf.
·Beğendi·8/10
Üçüncü kitabını da bugün okuyarak seriyi bitirdim. Fakat her şeyin başlangıcına yorum yapmayı daha mantıklı bulduğum için şu an bin parça sen incelemesi yapıyorum.

Her zaman insanların başka bir şansları olduğuna inanmışımdır. Öyle ‘herkes ikinci şansı hak eder’ inancı değil benimkisi. Tam da ‘her şey olabilirdi fakat olmadı. Zamanı, yeri veya küçücük bir fikir yanlıştı.’ inancı. Başka evrenlere seyahat edebilen bir kurgu okuyacağımı ilk fark ettiğimde sevinmiştim. Sanmıştım ki o evrenler bize sunulan vampir evrenleri gibi olacak. Öyle olmadı, tam olarak inandığım yargıyı kanıtlarcasına evrenler değişti. İnsanlar aynı kaldı. Kader aynı kaldı. Fakat bu evrenler öyle ütopik evrenler değildi. Her şeyin olma ihtimali üzerine yazılmış evrenlerdi. Öyle asla olmaz denen şeylerin bile doğru zamanda, doğru yerde ve belki de bir anlık düşünceyle olabileceği görüldü.

Konunun ve kurgunun işleyişinin güzelliği bir yana, eğer elinizde bu kitabı okumak üzere tutuyorsanız karşınızda öyle çok üstün bir dil kullanmayan bir yazar var. Hissettirmek için edebi bir dile ihtiyaç duymayan bir yazar. Tüm ihtimalleri önünüze sunan ve sonra onların neden olmadığına sizi isyan ettirecek bir yazar. Anlamama rağmen, gerçekten yürekten anlamama rağmen ‘Neden Tanrım neden?!’ diye sorarken buldum kendimi. Ve bunu sormayı o kadar sevdim ki.

Kitabı beğenmekten ve övmekten başka bir şey yapmadığıma göre şunu yazıp gideceğim çünkü yazmazsam olmaz.

Umarım bir evrende seninle birlikteyizdir, Theo

Bin Parça Sen On Bin Gökyüzü Bir Milyon Evren Claudia Gray
352 syf.
·5 günde·Beğendi·6/10
Ben pek fantastik kitap sevmediğim için aşırı derecede bayılmadım. Ama bu tarz kitapları sevenler zevkle okuyacaktır. Serisi olan bir kitapmış ama ben serisine devam etmeyeceğim.
352 syf.
·Puan vermedi
Farklı ve ilgi çekici şekilde anlatılmış klasik bir aşk üçgeni. Girişi normal bir anlatımdan farklı, bir anda olayın içinde buluyorsunuz kendinizi.
352 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Bin Parça Sen...

Kitabın ismini gördüğümde çok beğenmiştim ve konusunu okuduğumda epey ilginç gelmişti. Nitekim öyleydi de.
Kitap 'Paralel Evrenler' hakkında. Anne ve babası dahi fizikçiler olan Marguerite, ebeveynlerinin hem öğrencileri hem de kendi çocukları gibi sevdikleri Paul ve Theo'nun maceralarını anlatıyor. Marguerite'nin ebeveynleri ''Ateşkuşu'' adı verilen paralel evrenler arası yolculuk yapmaya yaran aygıtı icat ettiklerinde babası öldürülüyor ve deliller ateşkuşuyla başka bir boyuta kaçan Paul'u gösteriyor. Sonrasında Theo'nun çalışmayan iki ateşkuşunu tamir etmesiyle Theo ve Marguerite Paul'u öldürmek için gittiği her evrende takip ediyorlar. Konusu kısaca böyle ama kitapta çok daha fazlası var.

Kitap daha ilk sayfadan insanı direk aksiyonun içine sürüklüyor. Bazı yerleri tahmin edilebilirdi ama ''yok artık'' dediğim yerler de çok oldu. Paralel evrenlerde yolculuk olayını sevdim. Zaman yolculuğu gibi değildi, zaman sabitti ve sadece evrenler değişiyordu ki evrenler de çok iyi kurgulanmıştı. Birbirlerinden çok çok farklıydılar. Tabi ki içinde bir aşk hikayesi de barındırıyor kitap. Aşk üçgeni olsa da aslında kimi seçeceğini daha başında tahmin etmiştim.

Kitabın kapağını çok beğendim. Üstte aşırı modern bir şehir resmedilirken tam altına, yansıma olabilecek yerine bir krallık resmedilmiş. Tam da kitaba uygun bir kapak olmuş. Bilim kurgu, macera, aşk, aksiyon, entrika, ihanet, her şey var kitapta. Bu kadar az okunmuş olmasına şaşırdım açıkçası. Denk gelirseniz kesinlikle okuyun derim.
352 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Bin Parça Sen || kitap yorumu

Herkese selam! Bugün çok uzun zamandır okumak istediğim, okurken çok keyif aldığım bir kitabın yorumuyla geldim!

Kuantum fiziği izlediğim birkaç filmde, okuduğum birkaç haberde geçen bir gerçeklikti. Onu araştırmayı, bilgiler edinmeyi çok sevsemde kafama tamamiyle oturamıyordu.
Kuantum fiziği üzerinden ilerleyen bu kitap içinde barındırdığı kurguyla kafama oturmayanları daha rahat anlamamı ve bu işin içine kendimi daha fazla sokma isteği uyandırdı bende.
Kitap mükemmeldi! Ilk sayfadan itibaren okuyucuyu mükemmel bir atmosfere hapsediyor, geçmişe dönüp olayları baştan sararken, soluksuz ilerliyor ve olayları akıcı bir hale getiriyordu.
Birkaç bölümde bir farklı bir dünyada olunması, farklı bir yaşam sürülmesi ve bunları yaşıyormuşçasına büyük bir heyecanla okumak çok keyifliydi.

//En sevdiğim boyut kesinlikle kraliyet döneminde geçen boyuttu. En çok beni heyecanlandıran kısımlar bu boyutta gerçekleşiyordu.
//En sevdiğim boyutun, en sevdiğim karakterleri ise Marguerite, Paul ve Vladimir oldu. Vladimir, kitapta bulunduğu süre zarfında korumacılığı ve sahipleniciliği ile çok güzeldi.. mükemmel bir ağabeydi.
Paul.. Paul tüm kitap boyunca gözlerimin satırlarda aradığı bir isim oldu. Bazen sevgisiyle, bazen hainliğiyle, bazen düşünceli yapısıyla bazense gerçekleri saklayan beyniyle merakları üzerine çeken bir karakter oldu.
Ve kitap boyunca zihninde dolaşabildiğimiz, olayları gözünden okuduğumuz canım Marguerite.. O kadar güçlü bir karakterdi ki.. yaşadığı acılara rağmen düşmesini bildiği gibi daha güçlü kalkmasınıda bilen bir karakterdi. Başta aşk konusundaki kafa karışıklıkları sinirimi bozsada sonradan hak verdiğim bir karakter oldu.
Ve ve ve canım Theo! Boyutları geçin kalbimin favorisi Theo!!
Theo'nun kendi karakterini ve yapısını kavrayabilmemiz için yazar bize çokça vakit sunmasada, şu kısacık sürede bile kalbimi çalmayı kesinlikle başardı.. :")

//Kitap beklentileriminde çokça üstüne çıktı. Diyalogları, karakterlerin duyguları ve yaşanan olaylar, hepsi çok güzeldi. Kesinlikle okumalısınız!!

PUANIM: 5/5
@pegasusyayinlari
352 syf.
·Beğendi·8/10
Harika bir kitap.Anlatim guzel,kurulan dünyalar harika, kurgu guzel.Kitap sizi farklı dünyalarda yolculuklara çıkarıyor ve o dünyaları yaşatıyor.2. ve 3. kitabında okumanızı öneririm.(3. yu hayla okuyorum)
“...işin aslını bilmeyenler Ateşkuşlarını sadece şirin ve hoş bulurdu. Oysa Ateşkuşları evrenin kilidinin anahtarlarıydı. Hayır, düzeltiyorum, evrenlerin.”
Claudia Gray
Sayfa 14 - Pegasus

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bin Parça Sen
Alt başlık:
Firebird Serisi 1
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052992869
Orijinal adı:
A Thousand Pieces of You
Çeviri:
Sevinç Seyla Tezcan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Zaman yoktu. Dakikalarım mı vardı, saniyelerim mi yoksa daha da mı azı, bilmiyordum. Omzumda küçük bir çanta vardı. Elimi içine atınca kalem değilse de bir ruj buldum. Titreyen parmaklarla kapağını çıkardım ve ara sokaktaki duvara yapıştırılmış eski postere yazmaya başladım. Bu, iletmem gereken mesaj ve benden geriye bir şey kalmayınca hatırlamam gereken tek amaçtı:

Paul Markov'u Öldür

Marguerite Cane dâhi fizikçi ebeveynleri sayesinde bilimsel teorilerle büyümüştür. Ama hiçbiri, annesinin son icadı olan ve boyutlararası yolculuk yapmaya yarayan Ateşkuşu kadar şaşırtıcı değildir.

Marguerite’in babası cinayete kurban gittiğinde tüm deliller tek kişiyi göstermektedir: Ebeveynlerinin gözde öğrencisi, sırlarla dolu Paul. Mükemmel cinayeti işlemiş gibi görünen genç adam, polis ona ulaşamadan başka bir boyuta kaçar. Ama Marguerite’i hesaba katmamıştır. Genç kız çeşitli boyutlarda Paul’ün peşine düşer. Babasının cinayetinin arkasında yatan gerçekler yavaş yavaş gün yüzüne çıkarken Marguerite yaşanan ihaneti tekrarlamaya mahkûm olur.

Genç kız bambaşka yaşamlardan geçerken –Çarlık Rusyası’nda bir grandüşes, fütüristik Londra’da parti meraklısı bir yetim, okyanusun ortasındaki bir istasyonda yaşayan bir mülteci– tehlikeli olduğu kadar karşı konulmaz bir aşka kendini kaptıracaktır.

“Macera, bilimkurgu ve romantizmin bu müthiş karışımı geniş kitlelere hitap edecek.”

School Library Journal

“Aksiyon dolu bir ilk kitap… Gray bilimkurgu, tarih ve modern öğeler arasında yol alıyor.”

Publishers Weekly

Kitabı okuyanlar 106 okur

  • eh
  • Leyla Kandemir
  • Gizem ilkin
  • Berra can
  • abigail
  • begüm
  • Lena Boz
  • Duende
  • Şeyma Özen
  • Dilay Güloğulları

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%10.9 (5)
9
%21.7 (10)
8
%30.4 (14)
7
%19.6 (9)
6
%8.7 (4)
5
%4.3 (2)
4
%0
3
%0
2
%4.3 (2)
1
%0