Bin Parça Sen (Firebird Serisi 1)Claudia Gray

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.262
Gösterim
Adı:
Bin Parça Sen
Alt başlık:
Firebird Serisi 1
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052992869
Orijinal adı:
A Thousand Pieces of You
Çeviri:
Sevinç Seyla Tezcan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Zaman yoktu. Dakikalarım mı vardı, saniyelerim mi yoksa daha da mı azı, bilmiyordum. Omzumda küçük bir çanta vardı. Elimi içine atınca kalem değilse de bir ruj buldum. Titreyen parmaklarla kapağını çıkardım ve ara sokaktaki duvara yapıştırılmış eski postere yazmaya başladım. Bu, iletmem gereken mesaj ve benden geriye bir şey kalmayınca hatırlamam gereken tek amaçtı:

Paul Markov'u Öldür

Marguerite Cane dâhi fizikçi ebeveynleri sayesinde bilimsel teorilerle büyümüştür. Ama hiçbiri, annesinin son icadı olan ve boyutlararası yolculuk yapmaya yarayan Ateşkuşu kadar şaşırtıcı değildir.

Marguerite’in babası cinayete kurban gittiğinde tüm deliller tek kişiyi göstermektedir: Ebeveynlerinin gözde öğrencisi, sırlarla dolu Paul. Mükemmel cinayeti işlemiş gibi görünen genç adam, polis ona ulaşamadan başka bir boyuta kaçar. Ama Marguerite’i hesaba katmamıştır. Genç kız çeşitli boyutlarda Paul’ün peşine düşer. Babasının cinayetinin arkasında yatan gerçekler yavaş yavaş gün yüzüne çıkarken Marguerite yaşanan ihaneti tekrarlamaya mahkûm olur.

Genç kız bambaşka yaşamlardan geçerken –Çarlık Rusyası’nda bir grandüşes, fütüristik Londra’da parti meraklısı bir yetim, okyanusun ortasındaki bir istasyonda yaşayan bir mülteci– tehlikeli olduğu kadar karşı konulmaz bir aşka kendini kaptıracaktır.

“Macera, bilimkurgu ve romantizmin bu müthiş karışımı geniş kitlelere hitap edecek.”

School Library Journal

“Aksiyon dolu bir ilk kitap… Gray bilimkurgu, tarih ve modern öğeler arasında yol alıyor.”

Publishers Weekly
"Insanlar birbirlerinin icine karisabilir, Leydim."

Kitap ilk bakista basit bir ask hikayesi barindiriyor gibi gorunuyor. Ama ilk sayfadan etrafiniz fizik terimleriyle sariliyor. Stephan Hawking'in boyutlar teorisi islenmis kitapta. Boyutlar arasi gecisi, boyutlarda olusan benlikleri cok guzel yansitmis yazar. Bir boyuttan başka boyuta sıçrayan karakterlerimiz ivedi amaçları dısında o boyutta yasayan esizlerinin hayatina, cevresinde meydana gelen olaylara da adapte saglamak zorundalardı. Bu sebeple kitap inanilmaz akıcı, merak uyandiran bir kitap.
Bu tür kitapları cok okudugum icin konunun gidisatını en basindan cözdum sandım ama kitap ilerledikce hicbir seyin düsündügüm gibi olmadigini anladım. Olaylar sayfalar ilerledikce ilginclesti.
Karakter tasviri yapmak istemiyorum ama Paul Markov'a hayran kaldım. Kendimden cok ozellik buldum karakterde. Kendine has bir karakteri var, cevresinin 'soğuk nevale' diyebilecegi türde bir özelligi var. Etkileyici bir karakter, bayıldım. Ozellikle daha geleneksel ve ilkel olan 2. boyutta yer alan teğmen Markov'un kısımlarını cok sevdim, zevk aldım.
Kitap olmasi gerektigi gibi seri kitap. Neden surekli seri kitaplar okuyorsun diye çok fazla sorular aldim. En sevdigim tür fantastiktir. Fantastik türünde kitaplar ise doğası geregi devamlılıgı olması gereken kitaplardir. Cünkü yazar basit bir dünyayı kitabina konu yapmıyor. Etkileyici mekanlar ve karakterler yaratıp, okuyucuyu sıkmadan edebi/etkileyici bir dil kullanip yazmasi gerekiyor. Bunu basarabilirse yazar, okuyucu o dünyanın bir kitapla sinirlandirilmasini istemiyor.
Yazar Hawking'in teorisiyle bilim, ateşkuşu materyaliyle fantastik ogeleri harmanlamis, içine de tehlikeli bir ask katarak kendini okutturan bir kitap yaratmis.
Büyük umutlarla başladım. Sayfaları çevirdikçe o umutların gerçeğe dönüştüğünü sanıyordum. 200.sayfadan sonra büyük bir yıkıma uğradım.

Berbattı.
Böyle güzel bir kurgu nasıl bu derece mahvedilebilir?
İlk defa- gerçekten ilk defa bir aşk üçgeninde arada kalacağımı sandım, iki erkek arasında kalacağımı sandım. İkisini de sevebilecek kapasitem vardı. AMA bu sefer kitaptaki kızımız kimi sevdiğini NET bir şekilde biliyordu. Böylelikle diğer karakter araya gitmiş oldu.

Theo ve Paul.
Theo'dan kibirli olarak bahsediliyordu ama asla böyle bir davranış görmedim. Bir sempatiklik görmedim. Sadece yazılan, uygulanmayan bir kafa karışıklığıydı kısacası. Saçmalıktı. Sanki başka kız yokmuş gibi ikisi de Meg'in peşinde. İşte başlarda böyle değildi, Paul geri plandaydı. Gizemliydi ve onu severim gibi geldi. Meg kimi sevdiğini bilmiyordu falan.

Tamam aşk üçgenlerinde hep böyle oluyor sanki başka kız yokmuş gibi tek bir kızın üzerinde odaklanılıyor ama kasmıyor. Sıkmıyor. Heyecan veriyor. Bu kitapta öyle bir şey yoktu. Ve şu an farkındaysan kitabın konusuna bile değinmiyorum çünkü o ilişkinin saçmalığı yüzünden konu falan gözüm görmedi. Güzel bir ilişki düğümü olsaydı gerçekten okunabilecek bir konusu vardı.

Üzgünüm. SAÇMAYDI. Bütün karakterler saçmaydı. Sinirlerimi bozdular. Yeter artık. Hiç samimi değildi. Bir gram samimiyet yoktu.Bir daha Claudia Gray okumayı düşünmüyorum. Bunu okuyacağıma The Boy and His Ribbon'ın 100 sayfasını okumuştum. Neyse.

Bu kitabı beğenenler de neden beğenmiş çok merak ediyorum. AYDINLATIN BENİ!
Kitabın konusu oldukça dikkatimi çekti ilk 250 sayfayı sıkılmadan akıcı bir şekilde okudum fakat son 100 sayfada çok sıkıldım kitap çok açık bitti ikincisini hemen okuyacağım
Farklı ve ilgi çekici şekilde anlatılmış klasik bir aşk üçgeni. Girişi normal bir anlatımdan farklı, bir anda olayın içinde buluyorsunuz kendinizi.
Bin Parça Sen...

Kitabın ismini gördüğümde çok beğenmiştim ve konusunu okuduğumda epey ilginç gelmişti. Nitekim öyleydi de.
Kitap 'Paralel Evrenler' hakkında. Anne ve babası dahi fizikçiler olan Marguerite, ebeveynlerinin hem öğrencileri hem de kendi çocukları gibi sevdikleri Paul ve Theo'nun maceralarını anlatıyor. Marguerite'nin ebeveynleri ''Ateşkuşu'' adı verilen paralel evrenler arası yolculuk yapmaya yaran aygıtı icat ettiklerinde babası öldürülüyor ve deliller ateşkuşuyla başka bir boyuta kaçan Paul'u gösteriyor. Sonrasında Theo'nun çalışmayan iki ateşkuşunu tamir etmesiyle Theo ve Marguerite Paul'u öldürmek için gittiği her evrende takip ediyorlar. Konusu kısaca böyle ama kitapta çok daha fazlası var.

Kitap daha ilk sayfadan insanı direk aksiyonun içine sürüklüyor. Bazı yerleri tahmin edilebilirdi ama ''yok artık'' dediğim yerler de çok oldu. Paralel evrenlerde yolculuk olayını sevdim. Zaman yolculuğu gibi değildi, zaman sabitti ve sadece evrenler değişiyordu ki evrenler de çok iyi kurgulanmıştı. Birbirlerinden çok çok farklıydılar. Tabi ki içinde bir aşk hikayesi de barındırıyor kitap. Aşk üçgeni olsa da aslında kimi seçeceğini daha başında tahmin etmiştim.

Kitabın kapağını çok beğendim. Üstte aşırı modern bir şehir resmedilirken tam altına, yansıma olabilecek yerine bir krallık resmedilmiş. Tam da kitaba uygun bir kapak olmuş. Bilim kurgu, macera, aşk, aksiyon, entrika, ihanet, her şey var kitapta. Bu kadar az okunmuş olmasına şaşırdım açıkçası. Denk gelirseniz kesinlikle okuyun derim.
"Sanatın her şekli dünyayı görmenin farklı bir yoludur. Bir baska bakıs açısı, farklı bir pencere. Ve bilim, bütün pencerelerin en görülmeye değer olanıdır..."
"Zamanın ilaç oldugu" soylenirdi ama insanlarin asil kastettigi, zamanla acıya alışıldığıydı. O acı olmadan önce kim oldugunuzu, yara izleriniz olmadan kime benzediginizi unutuyordunuz.
“Sanatın her şekli dünyayı görmenin farklı bir yoludur. Bir başka bakış açısı, farklı bir pencere. Ve bilim, bütün pencerelerin en görülmeye değer olanıdır. Oradan bütün evreni görebilirsin.”
''İnsanlar birbirlerinin içine işleyebilir, Leydim. Bunun gerçek olduğunu öğrendim.''
Claudia Gray
Sayfa 174 - Pegasus Yayınları
Biliminsanı olmayabilirdim ama kırmızının kötüye işaret olduğunu anlamak için ileri düzeyde diplomaya gerek yoktu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bin Parça Sen
Alt başlık:
Firebird Serisi 1
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052992869
Orijinal adı:
A Thousand Pieces of You
Çeviri:
Sevinç Seyla Tezcan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Zaman yoktu. Dakikalarım mı vardı, saniyelerim mi yoksa daha da mı azı, bilmiyordum. Omzumda küçük bir çanta vardı. Elimi içine atınca kalem değilse de bir ruj buldum. Titreyen parmaklarla kapağını çıkardım ve ara sokaktaki duvara yapıştırılmış eski postere yazmaya başladım. Bu, iletmem gereken mesaj ve benden geriye bir şey kalmayınca hatırlamam gereken tek amaçtı:

Paul Markov'u Öldür

Marguerite Cane dâhi fizikçi ebeveynleri sayesinde bilimsel teorilerle büyümüştür. Ama hiçbiri, annesinin son icadı olan ve boyutlararası yolculuk yapmaya yarayan Ateşkuşu kadar şaşırtıcı değildir.

Marguerite’in babası cinayete kurban gittiğinde tüm deliller tek kişiyi göstermektedir: Ebeveynlerinin gözde öğrencisi, sırlarla dolu Paul. Mükemmel cinayeti işlemiş gibi görünen genç adam, polis ona ulaşamadan başka bir boyuta kaçar. Ama Marguerite’i hesaba katmamıştır. Genç kız çeşitli boyutlarda Paul’ün peşine düşer. Babasının cinayetinin arkasında yatan gerçekler yavaş yavaş gün yüzüne çıkarken Marguerite yaşanan ihaneti tekrarlamaya mahkûm olur.

Genç kız bambaşka yaşamlardan geçerken –Çarlık Rusyası’nda bir grandüşes, fütüristik Londra’da parti meraklısı bir yetim, okyanusun ortasındaki bir istasyonda yaşayan bir mülteci– tehlikeli olduğu kadar karşı konulmaz bir aşka kendini kaptıracaktır.

“Macera, bilimkurgu ve romantizmin bu müthiş karışımı geniş kitlelere hitap edecek.”

School Library Journal

“Aksiyon dolu bir ilk kitap… Gray bilimkurgu, tarih ve modern öğeler arasında yol alıyor.”

Publishers Weekly

Kitabı okuyanlar 33 okur

  • Elif yıkılmaz
  • Ess
  • Ayşegül Demirci
  • Ecem Gürkan
  • Seher
  • Nisa Öncül
  • Leyla Gülsüm kasal
  • Hatice Başol
  • Zneerb
  • Gül yalçın

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%9.5 (2)
9
%28.6 (6)
8
%19 (4)
7
%19 (4)
6
%4.8 (1)
5
%9.5 (2)
4
%0
3
%0
2
%9.5 (2)
1
%0