Dili akıcı bir roman olmasına rağmen sanki çok iyi bir noktaya eremeden tekrar sönen bir hikayesi var gibi. Potansiyeli çok olan ,ama bana çok da tesiri geçmeyen bir kitap oldu. Yine de okuması zorlamadığı için keyifli.
Demek ki sevda acısı, entelektüel onurdan daha önemliydi; onu anında silebiliyordu. Bir yazarın, "Aşk egoyu yener" sözünün doğru olduğunu düşündü. Üçüncü aşamada ise, hiçbir şekilde geçmez sandığı sevda acısı, üç köpeğin tehdit edici bakışları altında yerini hayatta kalma güdüsüne bırakmıştı. Kendini aşırı bir korkuyla ele veren bir yaşama güdüsüydü bu, temeldi, belki de en temel duyguydu ve söylemesi zor olsa bile belki de anlık olarak aşktan daha güçlüydu. Ne var ki korku geçici, sevda acısı ise kalıcıydı.
Kendi ahlaki değer ölçülerine göre değil, başkalarına nasıl göründüklerini düşünerek yaşıyorlar. Başkaları tanımlıyor onların değerini ya da değersizliğini.