Cumhuriyetin kurulmasının ve Atatürk devrimlerinin üzerinden kırk elli yıl geçmesine rağmen, mayo-bikini giyip plajlarda birbirlerinin karşısına utanmadan çıkmayı hâlâ tam anlamıyla öğrenememiş Türk insanının mahcubiyeti ile Füsun'un kırılganlığı arasında, içime işleyen bir benzerlik olduğunu hissederdim o zaman.
Sanat, bilimin üzerinde yükseliyordu. Bu sanata hakim olan ressamda böylece neredeyse bir bilim adamı rütbesine yükselmekteydi. Eski devrin zanaatkar boyacısı artık bir bilgindi. Bu dönüşüm aynı zamanda Erken Rönesans'tan Yüksek Rönesans'a geçişi de simgeler ki, devrinin en ünlü "sanatçı bilgin"i Leonardo da Vinci'dir.