Kitap okurken başkalarının duygularını paylaşabiliyoruz. Bizleri bitmek tükenmek bilmeyen bir telaşla başarıya koşturacak şekilde tasarlanmış bu dünyada, koşmayı bırakıp etrafımızdaki insanlara bakma olanağını elde ediyoruz. Bu yüzden daha fazla insan kitap okursa bu dünyanın biraz daha güzelleşeceğini düşünüyorum
Sadece derslere odaklanmadığını için değil, “Böyle devam edersem kesin başarılı olurum” diye körü körüne inandığından yönteminin doğru olup olmadığını ölçecek zekâya sahip olamadığı için, tek bir yola inanarak koşturduğundan başka yolların da olduğunu fark edemeyecek kadar akılsız olduğu için pişman olduğunu söylemek üzereydi ki vazgeçti
Gurur duygusundan yoksun bir hayat yaşamanın ne kadar zor olduğunu bilemezsin elbet! Bütün gün deliler gibi çalışsan da geriye hiçbir şeyin kalmadığı, hayır, sadece yorgunluğun kaldığı bir hayat
Gerçekten sevdiği bir işi mi yapmalıydı? Onun sevdiği bir iş yoktu ki. Bir şey yaparken keyif aldığı da, heyecanlandığı da olmamıştı. Hepsi birbirinin aynıydı, zaman zaman hem eğlenceli, hem de sıkıcıydı. “Bu işi yapmazsam ölürüm” diyecek kadar istek duyduğu bir şey de, ölmek istemesine sebep olacak kadar zor olmasına rağmen yapmaktan kaçındığı bir şey de yoktu. İyi olduğu bir iş de yoktu. Hepsi ortalamaydı. Sevdiği ve iyi olduğu bir iş olmayan Minchul, nasıl yaşaması gerektiğini bilmiyordu
Sevdiği işi yapan herkes mutlu değil. Keyif aldığın işi güzel bir ortamda yaptığını düşün. Belki de ortamın daha önemli olduğu söylenebilir. Sevdiğin işi keyifle yapabileceğin bir ortama sahip değilsen, sevdiğin iş vazgeçmek istediğin bir işe dönüşür.
O yüzden 'Öncelikle sevdiğin işi bul, o zaman mutlaka mutlu olacaksın' söylemi herkes için geçerli olmayabilir. Hatta bana kalırsa fazla naif bir düşünce.