Bir parçası olmadığım için hayata düşmanım. Beni içine almayan ama dışına da salmayan hayatla baş edebilmem için devamlı anlam arayışındayım. Anlamı yanlış yerde aradığım için de hep hırçınlaşmaktayım.
“.... Henüz içimdeki dürtüleri anlamlandırmaktan acizim. Öğretilmiş duygularla kurduğum o yarım yamalak dünyamda, ne kimi nasıl seveceğimi biliyorum, ne kiminle nasıl sevişeceğimi.
Kapalı kapılar ardında yaşadığım her şey yalan.
Kapıları açtığımdaysa baştan sona kötülük hem içeriye hem dışarıya yayılan.
Aşk sandığım şeyin aşk olmadığını anladığım an...
Hiçbir şeye itiraz etmediğim, hiç soru sormadığım, yap denileni yaptığım, yapma denileni yapmadığım, bir tanrı var sandığım ve kutsallara sorgusuz sualsiz taptığım, iktidarlara boyun eğdiğim, sınırlara eyvallah dediğim, aile kurduğum, çocuk doğurduğum, herhangi biri olduğum, herhangi biri olduğum için.. varım ve yokum.
Her şeyden, allahtan, devletten, toplumdan ve babamdan ve annemden ve kendimden korktuğum için yapmadığım, yapamadığım şeylerin neticesinde katlandığım bu hayatı kendi hayatım sanmam ve bana böyle bir hayatı reva gördüğüne inandığım allaha sığınmam, ondan medet ummam, üstüne üstlük ondan da korkmam neticesinde şuursuzca çevirdiğim işkence gibi bir hayat çemberinde delirmekteyim.