Merhaba Kitapseverler! Bugün karşınıza Katiller Çetesi serinin üçüncü kitabı ile geldim. Bence serinin en iyi kitabı kesinlikle Kuğu ve Çakal. Seri kitapları okuduğumda her zaman üçüncü kitapların yeri bende ayrı oluyor ve bu seride de beni bu durum şaşırtmadı. Bu kitabımızda da yazar Fredrik'e yer vermiş ve onun hikayesini anlatmış. Fredrik kesinlikle seri boyunca beni favori karakterim oldu. Kısacası konusundan bahsedecek olursak;
Fredrik, birliğin uzmanıdır, Yani işkence edenidir. Dişçi aletleri ve işkence koltuğu onun en büyük silahıdır. Geçmişte çok sevdiği ve kendisinin ruh eşi olarak görüp evlendiği Seraphina'nın ona ihanetinden sonra onu arayıp, bularak öldürmek konusunda kararlıdır. Elinde ise tek umudu olan Cassia dır. Cassia, karısının nerede olduğunu bilmektedir fakat hafızasını kaybettiği için ona yaşananları hatırlatmaya çalışan Fredrik , bir yıla yakın Cassia'yı evinde rehin tutar ve ona geçmişte yaşadıklarını hatırlatmaya çalışarak Seraphina'ya ulaşmaya çalışır.
Kesinlikle kitabın son 150 sayfasını okurken şoklar içerisinde okudum. Yazar resmen ters köşe yapmış böyle bir şey beklemiyordum. Fredrik, üzümlü kekim. her ne kadar sadist olsan da senin duygularını okumak ve nasıl bir aşk yaşadığını okumak çok güzeldi. Keşke her kitap Fredrik'in bakış açısıyla olsaydı. Kitap okurken dinlediğim tek şarkı Cem Adrian-Kül şarkısı oldu. O şarkıyı Fredrik duyguları ile bağdaştırıp üzülmem de ayrı bir olaydı :D
Fredrik ve İzabel dostluğu bu kitapta daha üst seviyeye geçmiş olsada üzgünüm İzabel sevdiğim bir karakter değilsin.
Okumak isteyen ve okuyacak herkese şimdiden keyifli okumalar diliyorum!