Kanbağı - Richelle Mead
Selam selam selam. Vampir akademisinin yan serisi olan ve Adrian Ivashkov'u anlatan kitabı bitirdim.
Kitap aslinda Sdyney'in bakış açısıyla gidiyor ama Adrian oldukça var.
İlk kitaba göre ben olayların başlamasını ilerleyişini ve sonuçlanmasını sevdim. Anlatımı zaten akıcıydı çabuk okundu. Seriye muhtemelen devam ederim. Sage ve Adrian'ın kitap boyunca yavaş yavaş sevdim. Sage'in Adrian için uğraşması onun bir şeyler başaraması için destek olması çok güzeldi. Adrian arada vurdumduymaz mooduna geçse de kendini affettirmesini bildi.
Yavaş yavaş Rose'u da unutursa bence güzel bir ikili olacak gibiler ama Sage'in ailesi buna ne der bilemedim tabiiii
Kitapta şaşırtan yerlerde vardı tahmin ettiğim yerlerde ama son kısımda gelen kişi bizi bir sal artık dememe sebep oldu açıkçası. Bakalım ikinci kitapta bizi neler bekleyecek.
Dünyada iki çeşit vampir vardı. Strgioi’ler ve Moroi’ler. Strgioi’ler kana susamış, hiç yaşlanmayan, ölümsüz sapkın yaratıklardı. Moroi’ler ise insanlar gibi yaşlanıyor ve insan içine karışıp fark edilmeyebiliyordu. Bir de Simyacı’lar vardı ki çocukluktan itibaren yetiştirildikleri bir görevleri vardı. O da insanları vampirlerden korumak.
Bu kitapta Simyacı olarak yetiştirilmiş 18 yaşındaki bir genç kız olan Sydney’in macerası anlatılmış. Genel olarak akıcı bir dili var ama öngörülebilir de bir senaryosu var. Biraz daha gizemli, tahmin edilemez sonuçları olmasını tercih etsem de 3 günde keyif alarak okudum. Siz de benim gibi fantastik kitapları seviyorsanız tavsiye ederim.
Nihayet okuyorum bu seriyi. Richelle Mead'in kitapları bende ayrı bi yere sahip gerçekten. Vampir Akademisi'nden sonra bu seri de favorilerimin arasındaki yerini daha ilk kitaptan aldı. Moroiler, Stragoiler, Dampirler ve Simyacılar. Bakalım aradığı aşkı Rose'ta bulamayan Adrian napıcak ? Ölesiye korktuğu Moroilerle beraber yaşamak zorunda kalan Simyacımız Sdyney'i neler bekliyor ?
#OKUDUMBİTTİ
#ALINTI
Sydney'in en son isteyeceği şey, vampirlerle arkadaşlık etmekle suçlanmak. Ve şimdi bir vampirle aynı odada!
"Sydney'e yeniden dövme yap," dedi Stanton kararlı bir sesle. "Zoe konusunda kararımız belli değil, ona şimdiden dövme yapmayalım."
Gözlerim kardeşimin lekesiz ve solgun yanaklarına kaydı. Evet.
Orada bir zambak olmadıkça özgürdü. Dövme teninize bir kez işlendi mi, dönüşü yoktu. Artık Simyacılara aitsiniz demekti.
Diğer seriyi okurken "Adrian, Rose seni haketmiyor! bak şu da fena değil, bak öteki de hoşmuş..." gibi fikirlerim vardı. Tabii bu seriye başlayana kadar. Sydney ve Adrian'ın bir birine cuk oturan bütün özelliklerine hayran kalacaksınız.
Kanbağı serisi, Vampir Akademisi'nden her zaman bir tık önde olacak benim için :))
Kitap boyu Dimitri veya Rose gelir mi diye bekledim, son cümlede geldi Dimitri Demek diğer kitapta ikisini de görcem Ayrıca Eddie çok sevimli geliyor bana
Önce Rose ♡ sonra Dimitri♡ özlemişim. Ah ya keşke VA serisi hafızamdan silinse de tekrar okusam. Bu seri de fena değil ama benim için diğer seri lahmacun ayran gibi.
Eveet ilk kitap dediğim gibi fena değildi. Daha iyi olabilir miydi evet . Beni pek içine çekmedi son olaylar hariç durağan ve sıradan bir kaç günü anlatıyordu sanki baya heyecansızdı. Devam eder miyim bilmiyorum da Dimitriyi görünce oku be kızım sesleri çınlıyor kafamda. Belki roseum da gelir :) tavsiye ederim yine de okusanız da okumasanız da bir şey kaybetmezsiniz.
Bu seriyi okumak konusunda neden geç kaldım bir fikrim yok ama sonunda başladım! Vampir Akademisi, benim çok sevdiğim bir seridir, eminim bu da öyle olacaktır. Ilk kitaptan sevmeye başladım
Kitabımız Simyacı Sydney Sage nin bakış açısı ile anlatılıyor.Ben Sydney'i Vampir Akademisinde de sevmiştim, burada da çok sevdim. Gerisi bolca spoiler içeriyor :)
Sydney bir Simyacı ve hayatı boyunca vampirlerden nefret ederek yetiştirilmiş bir kızımız ta kiii canım Adrian'a kadar.
Sydney'in bu sefer ki görevi yine vampirlerle ilgili. Moroi prensesi Jill'e bir saldırı düzenlenmiş ve bir süre Saray'dan ve eski okulundan uzaklaşmak zorunda kalıyor. Jill'e yeni okulunda eşlik edecek Simyacı Sydney oluyor. Tabi VA serisinden hatırladığımız Eddie, Adrian Ivashkov ve Sydney'in sevmediği Simyacı Keith eşlik ediyor.
Kitap başlarda biraz durgun olsa da Adrian'ın işin içine girmesi ile güzellik kazanıyor. Kesinlikle şans verilmesi gereken bir kitap. Richella Mead'in zekasına ve kalemine hayran olmamak elde değil zaten. :)
Aksiyonu ve olay çeşitliliğiyle harika bir maceraya çıkaran yeni serimizin ilk kitabı :) Richelle Mead serileri gerçekten çok güzel oluyor. Vampir Akademisindeki Sydney ile yeni bir seri başladı!
Vampir akademisinden zaten Sidney sevmiştim ama orda daha güçlüydü tabi aile faktörününde etkisi büyük , bir çocuğa baba inanmalı sevmeli .Sidney herkesi seviyor mori ,insan ,dampir işte sorun orda başlıyor eğlenceli
Kendisinin twitterda anlattığı şekliyle : "novelist. redhead. scorpio. i write about vampires and succubi so that you don't have to." vızır vızır sürekli çalışan ve aktif olan 3 adet serisine sürekli yeni kitaplar ekleyen bir yazar olmasının yanında her serisi de birbirinden güzeldir. Bunlardan sadece gençlere yönelik olanı türkçeye çevrilmiş olsa da diğer serileri de orjinalinden okumaya değecek kadar güzeldir.en popüler serisi young adult başlığı altında değerlendirilen vampire academy serisidir ki 6 kitaptan oluşan seri son kitap olan last sacrifice ile ana karakter rose hathaway ve dimitri belikov'un hikayesini tamamlamış, yetmemiş bir de aynı dünyada geçen önceki seriden birkaç yan karakter ve adrian ivashkov'un hikayesinin kaldığı yerden anlatılacağı bloodlines isimli bir spin-off serisine başlamıştır. ilk serinin adından anlaşılacağı gibi günümüzün popüler teması vampirler üzerinde dönen kitapların vampir anlayışı bilinen vampirlerden oldukça farklı olmakla birlikte kesinlikle twilight benzetmesi yanılgısına düşmemek gerekir, çünkü gerek karakter olsun gerek hikaye, sonlara doğru azıcık tahmin edilebilir olsa da son derece sağlam bir kurguya sahiptir.
bir diğer serisi ise adult kategorisinde değerlendirilen ve cinsellik sınırlarını pek sallamayan georgina kincaidserisidir. eh malum esas karakterimiz bin küsür yıldır dünyada gezinen ve erkeklerin yaşam enerjisi ile yaşamaya devam eden bir succubus olunca georgina'nın "iş" hayatının ayrıntıları ile karşı karşıya buluruz kendimizi. kitaplar daha çok demon dünyasındaki karmaşalar, güç oyunları ve georgina'nın aşık olduğu ama hayatını kısaltmamak için ilişkiye girmeyi reddettiği insan aşkı yazar seth mortensen ile olan ilişkisi arasında geçer. richelle'in burada yarattığı dünyada varolan fantastik yaratıklardan bazıları şu şekildedir: demon, succubus, imp ve tabi ki 2 adet de vampirimiz var ama geri planda olarak. bir de bunların yanında takılan bir meleğimiz var ki kitabın en sempatik karakteri olsa gerek. serinin son kitabı succubus revealed ise 2011 yazında raflarda yerini alacak ve seriye noktayı koyacak.
en yeni serisi ise henüz 3. kitabında olan ve yine adult kategorisinde anılan dark swan serisi. burda da konumuz bizim bildiğimiz peri tanımının aksine kendi dünyalarından bizim dünyamıza geçen ve huzursuzluğa sebep olan ve her biri ayrı bir sihirli güce sahip olan perileri kendi dünyalarına göndermekle görevli olan eugene markham'ın peri dünyası ile arasında istemediği bir şekilde oluşan bağ ile gelişen olayların tamamen kontrolden çıkarak eugene'i hayatında istenmedik değişiklikler yapmaya zorlaması ve iki dünya arasında bıraktığı maceralarıdır. buradaki esaslove interest, kiyo isimli bir shapeshifter olsa da gönüllerin love interest'i peri kralı dorian'dır. serinin 3. kitabı iron crowned şubat 2011de raflardaki yerini alacak.