Şu kelimeyi görünce ister istemez bir gülümseme geliyor... Koskoca bir kelime çarpıyor göze: OROSPU. Toplumun ağzına en kolay dolanan, en çok saklamaya çalıştığı şeyin tam üstüne kurulmuş bir kelime. Gazeteci ve Yazar Necmi Onur, yıllar önce bu iki kalın cildi yayınladığında, çoğu kişi kapağa bakıp içeriği tahmin ettiğini sanardı... Oysa Kapaktaki o çarpıcı kelimenin ardında dönemin sisli sokaklarında kaybolup giden bir genç kadının sesi vardı. Kitapta “Filiz” diye bildiğimiz bu kadın, bugün artık birçoklarının fısıltıyla andığı gibi Yeşilçam’ın erotik furyasının adı unutulmuş yıldızlarından Figen Han’ın ta kendisiydi. Onur, o yılların içinden geldi setlerin, sokakların, yapımcıların, bakışların nasıl işlediğini biliyordu. Ve toplumun aşağılayarak söylediği o kelimeyi alıp, insanların suratına bir ayna gibi tuttu. “Orospu”yu bir hakaret olmaktan çıkarıp bir hikayeye, bir kadının gerçeğine dönüştürdü. Filiz’in üzerinden Figen’i anlattı. Figen’in üzerinden de dönemin İstanbul’unu, kadın bedeninin nasıl bir pazara çevrildiğini, genç bir kadının nasıl yutulup atıldığını. Bu iki cilt, unutulmuş bir kadının solmuş sesini duyuruyor. Yeşilçam’ın parlak perdesinin arkasındaki gölgelerin ifşası. Toplumun hiç düşünmeden kullandığı bir kelimenin ardındaki içine sıkışmış hayatları hatırlatıyor.
Ve belki de asıl tuhaf olan şu biz halâ o kelimeye gülüp geçerken, o kelime bir kadının bütün hayatının ağırlığını taşıyor. Kitabı gerçekten tavsiye ederim. Okurken rahatsız eder, düşündürür, yüzleşmeye zorlar tam da bu yüzden değerlidir