Siz Hangi Tür Babasınız...
👨‍👦Kral Baba, Kaya Baba, Yok Baba, Koşullu Seven Baba, Korkuluk Baba… Siz hangi tür babasınız? Babalar kızlarına kendileriyle, erkeklerle ve dünyayla kuracakları ilişkiyi şekillendiren nasıl bir psikolojik bir miras aktarır? Bir kız çocuğunun kendisiyle ilgili kurduğu hikâyenin önemli karakterlerinden biri babasıdır. Kız çocukları babalarında yalnızca kendilerini koruyan, ihtiyaçlarını karşılayan ya da kuralları koyan kişiyi görmezler. Erkeklerin nasıl sevdiklerini, gücü nasıl kullandıklarını, öfkelerini nasıl ifade ettiklerini, kadınlara nasıl davrandıklarını ve ilişkilerde nasıl yer aldıklarını da büyük ölçüde babalarını gözlemleyerek öğrenirler. Bu nedenle baba-kız ilişkisi yalnızca aile içindeki duygusal bağlardan biri değildir; bir kız çocuğunun kendisiyle, erkeklerle ve dünyayla kuracağı ilişkinin şekillenmesinde önemli rol oynayan psikolojik bir gelişim alanıdır. Bir baba kızına yalnızca soyadını, yaşam koşullarını ya da maddi imkânlarını bırakmaz. Aynı zamanda görünmez bir miras da aktarır. Kızının hata yaptığında kendisini ne kadar affedebileceğini, ne kadar değerli hissedeceğini, ilişkilerde nasıl bir sevgi bekleyeceğini, otorite karşısında nasıl davranacağını ve hayatta ne kadar yer kaplayabileceğini etkileyen birçok mesaj bu ilişkinin içinde şekillenir. Bazen bu mesajlar açıkça söylenir; bazen de yıllar boyunca tekrar eden küçük davranışların, bakışların, sessizliklerin ve duygusal tepkilerin içinde aktarılır. Bu nedenle baba-kız ilişkisi yalnızca çocukluk yıllarına ait bir hikâye değildir. Babalar kızlarının iç dünyasında çoğu zaman onlar büyüdükten sonra da yaşamaya devam ederler. Bir kadının kendisine söylediği cesaret verici cümlelerde de yetersizlik hissettiği anlarda zihninde yükselen eleştirel seste de bazen babasının izleri bulunabilir. Bu
Makale|Yazı
84. Stephen King kitabım!
Bundan 22 yıl önce, tam burada tanıştım Stephen King ile. Kimse aracı olmadı, şu kitabı iyidir diye öneride bulunmadı. Yazardan, üslubundan, tarzından bahsetmedi. Ben sadece film izlemek istemiştim. 1989 Hayvan Mezarlığı filmini duymuştum, onu almak için sahildeki ufacık pazarda geziyordum. Zaten film satan/kiralayan 2 küçük dükkân vardı. İkisinde de o film yoktu. Pazarda gezerken (sanırım algıda seçicilik tam olarak bu olsa gerek 😊) bir kitapçının önünden geçtim. Şu tesadüfe bakın ki ön sıralardaki kitaplardan birisi Hayvan Mezarlığı [Gecenin Pençesi] idi. Filmi bulamadım bari kitabını alayım dedim. O sırada hayatımın değişeceğini, 22 yıl sonra bile Stephen King ile dostluğumuzun devam edeceğini, bana çok güzel bir alışkanlık kazandıracağını (kitap okumak) asla bilmiyordum. Şimdi dönüp o yazı hatırlıyorum da ne kadar keyifli geçmişti. Kendimi bildim bileli her yaz ama her yaz, mutlaka tatil yaptım. Denize girdim, güneşlendim, bisiklete bindim, arkadaşlarımla birlikte eğlendim. 22 yıl önce, tatil aktivitelerime kitap okumak da eklendi. 22 yılda yüzlerce kitap okudum. 80’den fazla Stephen King kitabı okudum ama okumaya başladığım 2004 yazını asla unutmadım. O yüzden Stephen King demek, benim için biraz da yaz tatili demek. Bugün yüzmeden önce, deniz kenarında birkaç sayfa okurken o eski yazlar geldi aklıma. 😇 King okumak eski bir dostumla görüşmek gibi. Bazen uzun süre görüşemedik, zaman zaman beni hayal kırıklığına uğrattı, zamanım veya param olmadığı için nadiren de olsa bir araya gelemedik ama 22 yıl boyunca irtibatımızı hiç koparmadık. Her zaman sadık bir dost oldu Stephen King kitapları bana. Bazen vasat kitaplardan bıktığım için sarıldım King kitaplarına, bazen de vasat insanlardan… Beni her zaman aynı güler yüzle, aynı samimiyetle, aynı sıcaklıkla karşıladı. Nice
Stephen King
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ömür ekonomisi
Bilgide, algıda, insan ilişkilerinde seçici olmak lazım, değilse; ömür denilen kısacık zaman dilimini gereksiz bilgilerle, çöp kutuluk algılarla, boş beleş ademlerle geçirmek mecburiyeti ile hatıra ve hafıza bagajlarını doldurmuş oluruz ki, lüzumlu ve gereklilere yer kalmaz... Her duyduğuna kulak kabartmak, her merak ettiğini araştırmak ve her gördüğü ile hemhâl olmak ömrün israfına sebep olur. Her şey yerli yerince kıymet bulmazsa huzursuzluk kaynağı olur... Bu yaklaşım ne kadar zarif, ne kadar rafine bir zihin süzgeci değil mi?... Modern insanın en büyük çıkmazlarından biri: İç gürültüsü ve kalabalığında kaybolmak ve ruhu israf etmektir... Biz bunu "bagaj" metaforu ile ele alalım... İnsan hafızası ve kalbi sınırsız birer depo değil; aksine, hacmi belli, kutsal birer oda. O odayı değersiz algılarla, lüzumsuz malumat kırıntılarıyla ve "boş beleş ademlerle" doldurduğumuzda; geriye ne derin bir tefekküre yer kalıyor, ne de ruhu dinlendirecek asil bir sessizliğe. Bu noktadaki üç temel ölçü, adeta bir "ömür ekonomisi" kılavuzu: Her duyduğuna kulak kabartmamak gerek...Zira her ses, kelâm değildir. Çoğu, zihni bulandıran birer uğultudan ibarettir. Her merak ettiğini araştırmamak...Merak asil bir duygudur ama doğru yere yönlendirilmezse insanı malumatfuruş yapar, arif yapmaz. Bizi ilgilendirmeyen, bize fıtri ve ilmi bir değer katmayan her bilgi aslında birer yüktür. Her gördüğü ile hemhâl olmamak...Gönül penceresini herkese, her şeye açanlar, günün sonunda evini toz toprak içinde bulurlar. Bu noktada seçicilik, bir kibir değil; aksine ruhun öz saygısı ve muhafazasıdır. Çünkü "her şey yerli yerince kıymet bulmazsa huzursuzluk kaynağı olur"; tam da bu yüzden eşyanın, bilginin ve insanın hukukunu gözetmek, yani her şeyi ait olduğu rafa koyabilmek elzemdir. Klasik
Her yerde senden izler görmek Algıda seçicilik yahut tevafuk İnan hikmetler karmaşamın yükünü taşıyor Ya ben delirdim ya kader bizimle oynuyor
Psikolojik bir girdabın “algıda seçicilik “ buhranından, ahlaki bir yozlaşmanın “acıda seçicilik “ çukuruna düştük. Acının hiyerarşisini çizdik… İşimize geleni seslendirdik, İşimize gelmeyeni sessizleştirdik! Bir maymunun oyuncağına sarılışına ağlayan dünyanın bir çocuğun kanlı çantasına sustuğunu gördük…
1000Kitap
Epeyce düşündürüyor beni Annemin Uyurgezer Geceleri İkinci kadının hayatından bir aldatma hikayesini okurken, o kadına sempati duymak, yaşadıklarını anlamak… Son dönemde daha mı çok ikinci kadınlar görünmeye ve konuşmaya başladı acaba? Halit Ergenç’in geçen seneki dizisi… … Madam Pylinska ve Chopin’in Sırrı… Bu kitapta da bir ikinci kadın hikayesi… Algıda seçicilik belki kimbilir. Bir yandan sessiz olanın konuşması iyi. Bir yandan daha mı kabul? Mülkiyeti elinde bulunduran daha mı “doğru” ve haklı… Deli sorular. Sırf bunları düşündürdüğü için bile Ayfer Tunç’a binbir teşekkür. Henüz bitirmedim ama çok iyi gidiyor…
1000Kitap