Ne okudum, neler okumalıyım?
Bir kitabı okurken neleri beğendim, hakkında yorumlarım neler?
Tamamen kendi kitap günlüğüm olarak kullandığım bir profil :)
En çok da senin için üzgünüm Ophelia. Dua eden bir Nimpf. Dere kenarlarında bulunan doğa ruhları, güzel kadın.
48 saat içinde birçok işimin arasında bitirdiğim kitap. O kadar akıcı yazılmış ki gerçekten en beğendiğim yönü bu olabilir.
Hamlet okuduğum ilk oyun olduğu için kitaba başlarken karakter sayfasına defalarca dönmek zorunda kaldım. Kitabın hiç akmayacağını düşünerek tam bırakacakken devam etmek herhalde aldığım en doğru karar diyebilirim. Bir kaç sayfa ilerledikten sonra hiçbir tasvire dahi ihtiyacınız kalmadan karakterleri öyle bir tanıyorsunuz ki kitabın sayfaları o saniyeden sonra hızla çevrilmeye başlıyor. Bir roman okuru olarak beni en çok etkileyen de bu oldu.
Olmak ya da olmamak... Aslında kitabı okurken en çok şaşırdığım bu replik oldu. Yıllardır en çok bahsedilen ama kitapta tam da bir muhabbetin içinde sayfanın sonunda kaldığı için iki sayfaya bölünmüş bir şekilde karşıma çıktı. Bunca zaman duymamış olsam üzerinde hiç durmayacağım bir cümle olarak hem de.
Kitabın içeriği ise evet entrikalar ve intikam ile dolu. Yunan mitolojisinde geçen ve suları unutkanlığa yol açan bir yeraltı dünyası nehri olan Lethe kıyısındaki otların tembelliğini de bir hayaletin geceleri insanlarla konuşmasını da yine bu olaylar içinde görüyoruz. Ortada bir gerçek varken onu savunmak yerine arada kalanların nasıl teker teker hazin sona ulaştığı ve hırsların nasıl son bulduğu da bize bir ders oluyor. Burada tek anlam veremediğim ise denizde hayatta kalmanın yolunu bulacak, amcasının yalanlarını ustaca farkedecek kadar zeki olan Hamlet'in geri döndüğünde başına bir şeyler geleceğini bile bile kendini ateşe atması oldu. Kitabın sonunda ise yine hırsla değilde yavaş yavaş azimle gelenin ve doğruların kazandığını, halk tarafından delirdiği zannedilen Hamlet'in kitaptan saygı ile