"Çünkü iyi hissetmem için benim zihnime göre olması gereken neyse, onu vermeli karşımdaki."
" Peki mümkün mü? Ya karşıdakinin zihnindekiler? Nasıl uyduracağız? Kimin düşüncesi olacak? İşte ilişkiler böyle tükeniyor."
" Senin dünyan mı, benim dünyam mı yani. "
"Aynen ve işin acı tarafı; o iki dünya da hayal. Gerçek dışı, geçmişten manzaralar balonu. Sevgi sadece gerçekte olabilir. Gerçeğindeysen yaşanabilir. Gerisi pazarlıklar zinciri."
"İstediğin bu değil mi? Sana acıyacağım, sen de bir gün daha yırtacaksın. Kendine acımayı ya da birinin sana acımasını başardığın her gün bir kez daha yırtıyorsun değil mi?"
"Nereden yırtıyorum?"
" Sorumluluk almaktan. Yaşamınla, kendinle ilgili sorumluluk almaktan tabii."
"Susarım, o kolay. Susmayı severim ben. Susmanın yarattığı etkiyi, karşımdakinin tüm silahlarını o suskunlukla nasıl etkisizleştirebileceğimi iyi bilirim. Susmak ilerletmez anı, oracıkta dondurur. Karşındaki ne yaparsa yapsın, ne kadar zorlarsa zorlasın, dayanıp sustuğun zaman donar her şey. Bir sonuca ilerlemez. Benim istemediğim bir sonuca ilerleyemez."