"Yeniden iyi biri olmak mümkün mü?"
Khaled Hosseini'nin Uçurtma Avcısı, sadece bir roman değil; içini kemiren bir pişmanlıkla yüzleşmenin, bir ömrü geçmişin gölgesinde geçirmenin hikâyesi. Kitabı elime aldığımda bu kadar derin sarsılacağımı tahmin etmiyordum.
Amir ve Hasan’ın dostluğu öylesine masum, öylesine gerçekti ki… Ama işte hayat, bazen en masum bağların bile üstüne utançla çizgi çekebiliyor. Kitapta en çok şu soruya takıldım: “Bir hata, tüm bir hayatı mahvedebilir mi?” Ya da belki daha kötüsü, bir suskunluk…
Hosseini'nin anlatımı yalın ama yürek burkan cinsten. Afganistan’ın huzurlu günlerinden Taliban’ın karanlık rejimine kadar uzanan zaman çizgisi, sadece iki çocuğun değil, bir ülkenin de ruh halini anlatıyor. Kültür, sınıf ayrımı, göç, kimlik, aidiyet… Her satırda bir başka yara açılıyor insanda.
Bazı bölümlerde durup nefes almak zorunda kaldım. Çünkü her okurun vicdanına dokunan bir yer var bu kitapta. Hele o meşhur cümle:
“Senin için bin kere yaparım...”
Bu cümle tek başına bir roman zaten.
---
Eğer henüz okumadıysan, kendini duygusal anlamda hazırlayarak başla. Çünkü Uçurtma Avcısı, sadece bir hikâye değil; insan olmanın, hata yapmanın ve affetmenin romanı.
Sonuç mu?
Acıtıyor. Ama iyi ki okumuşum diyorsun.