Ali Akyön

Ali Akyön
@aliakyon
Üniversite
Ankara
3 okur puanı
Ekim 2017 tarihinde katıldı
2009 ANKARA NUMUNE HASTANESİ Ölmüyordu işte. Tam 3 saat geçmişti ama hala kalp atımı bir gelip bir gidiyordu monitörde. Kaç defa ölüm raporunu noktalayıp hastayı toplamaya çalıştıysak, birden ekranda farklı bir atım beliriyor herkes başına toplanıyordu. Tüm muayene bulguları öldü derken; bir süre sonra, birden kalp atımı başlıyordu. Uzunca düz çizmiyordu bir türlü Ekg. 2 defa öldü diye kapıda bekleyen jandarmalara haber verdiğimiz için belki de, şüpheli bir durum olabilir diye dosyadaki bilgiler tekrar tekrar kontrol ediliyordu mahkum hastadan sorumlu görevlilerce. İki gün önce yoğun bakım önünde taburede gece gündüz nöbet tutan askerlere hemşire arkadaşlar çay ikram ederken, maalesef öğrenmiştim takip ettiğim mahkum hastanın affedilmez günahını. Çocuk tacizcisiydi, 9 yaşındaki bir kız çocuğunun da katiliydi. Nefes alamadım o an. Ölsün gitsin, defolsun istedim. ‘’Gerçek mi bu? ‘’ dedim askere. Doğruydu, kendi duymuştu üstlerinden koğuşta. ‘’Keşke söylemeseydin bana bunu’’ dedim. Sonra tüm yoğun bakıma, herkese yayılmıştı bu bilgi. Devretmek istediğim dr arkadaşlar da almadılar elbet. Vizitte bile çok durulmuyordu başında. Zaten durumu da kötüydü, herkes de bekliyordu dört gözle ölümünü, meslek aşkı ölmeden. İşte ölmüyordu, ne ölebiliyordu, ne dönebiliyordu. Ben hayatımda bu kadar zor ölen bir hasta görmedim hayatımda. Üstünde 2 saat dönüşümlü kalp masajı yapılmaktan kaburgaları kırılmış, arada aldığı şoklardan kıpkırmızı olmuştu göğsü. 1 hafta kollarımı hissetmedim desem. Yüzü de kalbi gibi simsiyahtı. Arada şoktan yanan göğsünden farklı kokular geliyor, morardıkça morarıyordu vücudu. Mahkum hasta olduğu için de -dakikası sapmadan- titizlikle her şey kaydediliyordu. Kardiyak atım olduğu için, eninde sonunda öleceğini bilsen de tıbben müdahele şarttı. Ve 3 saat
Teknoloji