Amerikan büyükelçisinin görgü tanıklığına göre Mustafa Kemal çıkarken “Mısırlı Nazır(Büyükelçi) önünde durdu, onunla biraz sohbet etti, sonra öne doğru eğilerek onu yanağından öptü ve öğrendiğimiz bir sonraki şey kırmızı fesin Mısırlının başından çıkarıldığı ve gümüş bir tepsi içinde odadan çıkarıldığıydı.” Daha sonra Mısır diplomatik temsilcisi ulusal başlığını teslim etmek zorunda bırakıldığını ve Türk Cumhurbaşkanı’nın Mısır Kralı’nın yaptıklarından bir ders alması gerektiğini ifade eden sözlerle kendisine bu emri verdiğini rapor etmişti.
Türk hükümeti, Kemalist seçkinler arasında büyük ölçüde sözde Musul Sorununa adaletsiz bir çözüm olarak algılanan şeyi gönülsüzce kabul etmiştir. Bölgenin sözde Türklüğü  konusunda yıllarca ısrar edip anavatanın kalanıyla birleşmesini sağlamaya yemin ettikten sonra Kemalist lider ve entelektüeller halka, cumhuriyetin genel çıkarlarının bu acı ilacı yutmaya gerektirdiğini açıklamıştır.
“Atatürk, ülkesinin Arap dünyasıyla geleneksel bağlarını koparmaya karar vermiştir ve Cumhuriyetçi Türkiye, Ortadoğu siyaseti ile arasına mesafe koymuştur.