'Yalnız bazı kimseler bilir gözlem yapmanın verdiği zevki ve eğlenceyi.'
Detay konuları işleme ve çevresel betimlemelerdeki başarısıyla tanıdığımız Zweig bu defa okuyucusuna gözlem hapsine aldığı bir adam ile olan hikayesini anlatıyor.
Tanımadığın bir insanı aklında canlandırırken takındığın düşünsel tavır bir 'yanılsama' mı yoksa başarıya giden merdivenin bir basamağı mı sadece? Kitap tam olarak bu soruya cevap veriyor.
İyi günlerden okumanız dileğiyle.
Kesin karar verme zamanı geldiğinde mide bulandırıcı şekilde ince düşünüyoruz; öyle korkaklaşıyoruz ki ihtiyaç içindeki bir insanı bizden ayıran incecik hava tabakasının içinden geçemiyoruz bile.
Hayatımızı anlamlandıracak ve bizi keyfe sürükleyecek şeyleri hep eğlencede ve pozitiflikte aradık. Ya yanılıyorsak?
Ya içten sıkılmalarımız ya da hüzünlerimiz bizi büyüttükçe, eğlencenin anlamsızlığını fark edememişsek?
Ya yarattığımız kurallar bizi büyüdükçe çocuklaştıran bir sınırlı dünya yarattıysa?
Zamanın kıymetini bilemeyerek can sıkıntılarımıza ihanet ediyoruz. Bırakın zihninizi- ruhunuz durgunluk ve bunalımlarla büyüsün.