Karşılaştığımız en büyük felaket, kişisel düşüncelerin yerle bir edilmesiydi. Kişisel düşünceler artık hiçbir anlam taşımıyordu. İnsanlar kitlelerin düşünceleri doğrultusunda davranmaya başlamışlardı. Tek tek değil de gruplar halinde hareket ediyorlardı. Ahlak kurallarına uygun davranmayı yersiz buluyorlardı. Herkes birbirine öykünüyordu. Bu durum bulaşıcı bir hastalık gibi her tarafa yayılmıştı. Geçmişten gelen, güzel ve değerli olan ne varsa bozuluyordu.