Acaba bütün bunlarla ne demek istiyorlar? Diyelim ki herkesin yamyassı olduğu garip bir ülkede yaşıyoruz. Bazılarımız üçgen, bazılarımız kare biçiminde olsun.
Bazıları da daha karmaşık biçimli olsunlar. Yamyassı binalarımızdan girip çıkıyor, yamyassı bürolara ve eğlence yerlerine gidip geliyoruz. Adına Yassıyer diyeceğimiz bu ülkede herke sin genişliği ve uzunluğu var ama yüksekliği yok. Sol - sağ, ileri - geri kavramlarını biliyoruz, fakat yukarı - aşağı kavramlarını bilmiyoruz. Yalnızca matematikçiler biliyorlar. Matematikçiler bize, «Dinleyin, bakın... Gerçekten çok kolay... Sağı - solu düşünün. Tamam. Îleri - geriyi düşünün. O da tamam. Şimdi de başka bir boyut düşünün. Şöyle ki, varolan çizgilerinizden dik açı oluşturacak biçimde birer çizgi çıkın,» diyorlar. Biz de, «Siz ne anlatmak istiyorsunuz?» yanıtını veriyoruz. «Yalnızca iki boyut biliyoruz. Üçüncüyü göstersene... Hadisene... Hani neredeymiş?» Bunun üzerine, matematikçiler, anlatamamanın verdiği üzüntüyle çabalarından vazgeçiyorlar. Zaten matematikçilere de pek kulak veren olmuyor sözünü ettiğimiz iki boyutlu varlıklardan.
Eğer karbon dönemi bataklıklarından birinde bir yusufçuk kuşu eksik ölseydi, gezegenimizin akıllı yaratıkları bugün belki de kuştüylü olacaklar ve çocuklarına kuş yuvası dersleri vereceklerdi.