Okuyucularımız bize hiçbir şey borçlu değil. Onları ilk cümleden itibaren etkileyip, bu ilgiyi hikâyemizin sonuna kadar sürdürmek tamamen bizim sorumluluğumuzda. Eğer okuyucularımız romanımızı terk ediyorsa, bu onların dikkatsizliği ya da cahillliğinden değil; bizim onları yeterince dünyamızın içine alamamızdan kaynaklanır.
Okuyucuların hikâyemizle bağ kuramamasından dolayı onları suçlamak bir kaçış. Tembellik. Bunun yerine, yazdıklarımızı inceleyelim. Karakterlerimiz ilgi çekici mi, yoksa sığ mı? Kurgumuz dinamik ve iyi planlanmış mı, yoksa amaçsız mı? Okuyucuların içine dalabileceği bir dünya mı yarattık, yoksa klişeler ve tutarsızlıklarla mı dolu?
Unutmayalım, okuyucuların sayısız seçeneği var. Eğer onlara eserimizin diğerlerinden neden daha değerli olduğunu göstermezsek, tereddüt etmeden başka bir şeye yöneleceklerdir.
Bu nedenle, bahaneleri bırakalım. Sanatımızı geliştirelim. Göz ardı edilmesi imkânsız hikâyeler yazalım; belki o zaman aradığımız "ilgili" okurlarımızı bulabiliriz.