Abartılmış sorumlulukların tutsağı olup olmadığınız kuşkuları, barbut oynamaya koyulurlar alnınızın kırışıklarında...
Yok geçinme derdi, yok çalışma disiplini, yok konferans randevusu, yok söz verilmiş kitap, yok ödenmesi zorunlu para, yok değiştirilecek dam saçağı, yok dökülecek çöp kovası, yok alınacak yarım ekmek, yok temizletilecek pantolon, yok lastiği şişirilecek araba, yok edilecek telefon, yok gidilecek misafirlik, yok suyu tazelenecek vazo çiçekleri, yok elinin körü, yok anasının örekesi...
Tıpkı beklenmedik bir anda duruveren bir saat gibi, tıpkı tık diye dünyadan kaybolma gibi, hepsinden bir anda vazgeçip; bir istasyonda ilk gelen trene, sonra ilk gelen otobüse, sonra ilk kalkan uçağa, sonra ilk gördüğünüz vapura binip; aklınızın yönlendire yönlendire üstünüze giydirdiği yaşam biçimini, bir ceketi çıkarırcasına sırtınızdan çıkaramaz mısınız?
Çetin ALTAN