Yapacak, duyacak, görecek hiçbir şey yoktu, her yerde ve
sürekli hiçlikle çevriliydi insan, boyuttan ve zamandan tümüyle
yoksun boşlukla. Bir aşağı bir yukarı yürürdü insan, düşünceleri
de onunla birlikte bir aşağı bir yukarı, bir aşağı bir yukarı
yürüyüp dururdu. Ama ne kadar soyut görünürlerse görünsünler,
düşünceler de bir dayanak noktasına gereksinim duyarlar, yoksa
kendi çevrelerinde anlamsızca dönmeye başlarlar; onlar da
hiçliğe katlanamaz. İnsan sabahtan akşama kadar bir şey
olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. Bekleyip durur insan. Hiçbir
şey olmaz. İnsan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana
dek düşünür, düşünür, düşünür. Hiçbir şey olmaz. İnsan yalnız
kalır.
Yalnız. Yalnız.