(6) Buradan şu düşünceye ulaşılabilir ki nazlanmak, yani tuzak yemini önce göstermek, sonra geri çekmek, yeniden göstermekten ibaret bilinçli bir nöbetleşe oyun, aşkı uyandırmak ve daha sonra onu devam ettirmek için uygundur, Nasil kedi yavrusu önce kendisine uzatılan sonra geri çekilen yün yumağının cazibesine kapılıp atlıyorsa genç insan da nazlanan sevgilinin cilvelerine kendini kaptırıverir. Elde edilemeyenin arkasından koşmak ve boyun eğenden kaçmak çok doğal, nedeni kolayca açıklanabilir bir davranıştır.
(7) Fakat uzayıp giden nazlanmalar aşkı öldürür. Kendisini Benjamin Constant'a sevdirmeye yemin eden, ünlü ve kolay kolay elde edilemeyen şuh kadınlardan Madam Recamier, bu arzusunda başarılı olur. Ona "Cesaretli olunuz!" dediğinde, ümit, olgun bir adam olan Benjamin Constant'ı bir çocuk haline getirir. "Beni sevmese de hoşuna gidiyorum." diye düşündürür. Fakat işin aslını öğrenince acı çeker. "Şimdiye değin şuh bir kadın tanımamıştım, ne büyük felaket!" der ve ardından "Ya Rabbi! Ondan ne kadar çok nefret ediyorum." diye ekler. O zaman billurlaşmanın tersi olan billurların dağılması meydana gelir. "En iyisi vazgeçmek, bana cehennem gibi bir gün yaşattı. Bu kadın deli dolu birisi, hafızası, seçmesi ve tercihi olmayan bulut gibi bir şey..." hükmünü verir.