Kimileri çocuklara yetişkinmiş gibi konuşmakta ısrar eder. Ancak çocuk çocuktur ve çocuklara çocuk gibi davranılmalıdır. Kimileri ise çocuklarına gerektiğinden uzun süre bebek muamelesi yapar. Çözüm, orta yolu bulmaktır; kullandığınız dili çocuğun gelişim seviyesine göre ayarlamalısınız.
Çocuğunuza nasıl hissetmesi gerektiğini söylemeyin, onun duygularına kulak verip ne hissettiğini anlamayı deneyin. Daha sonra gerekliyse onu bu ruh halinden çıkarmaya çalışın. Böyle yapmadığınız takdirde çocuk hep kendi duygularından kuşku duyacaktır.
Anne babalar, anlamadıklarını düşünerek, çocuklarının yanında onlar hakkında başkalarıyla konuşur. Bunu yapmayın çünkü dil gelişimi hızlı bir süreçtir ve çocuklar uzun süre ifade edebildiklerinden çok daha fazlasını anlarlar.
Anne ile baba yatma saatinde çektikleri bu sıkıntıya bir anlam veremiyorlardı. Arkadaşım kendini ikinci sınıf bir baba gibi hissediyordu. Ona gülümseyerek, ebeveynlerin yetersizlik duygusuna kapılmalarını normal olduğunu anlattım. Böyle zor durumlarda yanında kalıp tahammül gösterdiğinde çocuğuna çok önemli bir şey öğreteceğini hatırlattım. Çünkü zaman alsa da en sonunda her şeyin yolunda gideceğini, babasının hep yanında olacağını anlayacak; onun, en yoğun duygularla bile başa çıkabileceğini öğrenecekti. Küçük bir çocuk için bundan daha değerli bir ders düşünemiyorum. Bu, aslında dayanılmaz zannettiğimiz bütün durumlar içinde geçerli: bizim için ne kadar yorucu olursa olsun, ne kadar uzun sürerse sürsün dik durup orada, çocuğun yanında kalmaya devam edersek, birlikte geçirdiğimiz her dakika onun aktif öğrenme sürecinin kıymetli parçalarını oluşturacaktır.