Bizim için açık ki,duygusal sorunların altından kalkabilen,toparlanma gücü yüksek oğlanların çoğu,ailenin duygusal dokusunun bir parçası olabilmiş babaların çocuklarıdır.Bu babalar oğullarını önemsiyor ve bunu rahatlatıcı,tutarlı ve kalıcı yollarla gösteriyorlar.Üzücü olansa,oğullarıyla bu şekilde ilişki kuran babaların azınlıkta kalması.
Çoğu oğlan ile babası arasına duygusal bir uçurum girmiştir.Bu,oğlanlar için özellikle yıkıcıdır,çünkü baba figürü,oğlanın kendine dair kanaatleri ve bunların gelişimi üzerinde son derece kuvvetli ve kapsamlı bir etkiye sahiptir.
Bir oğlanın zulüm kültürü içinde ayakta kalabilmesi,tamamıyla duygusal kaynaklarına -kendi hisleri gibi başkalarının hislerini de tanıyıp anlayabilmesine- bağlıdır.Duygusal farkındalık ve empati kazandırılan oğlanların başkalarını incitmesi daha düşük bir olasılıktır;zalimce davranışlara maruz kaldıklarında bunun yarattığı baskıdan da daha kolay kurtulup toparlanırlar.
Bir oğlan aldığı her tahakküm,korku ve ihanet dersinde güvenden,empatiden ve ilişki kurabilmekten biraz daha uzaklaşır.Bunlar,oğlanların zulüm kültürü karşısında kaybettiği değerlerdir;yerine de duygusal tedbiri ve ihtiyatı öğrenirler ki,birçok erkek hayatının geri kalanında ilişkilere bunlarla yaklaşır.