Oğullarımıza duygusal yaşamlarını kabul etmeyi ve değerli görmeyi öğretmemiz gereklidir.Onlara bir duygusal dağarcık kazandırabilir ve bu dağarcığı kullanmaları için kendilerini teşvik edebilirsek,onlar da kalplerini açacak ve duygularını serbest bırakacaklardır.
Saldırganlık kader değildir,sonradan kader haline getirilir,özellikle de bizimki gibi saldırgan dürtülerin serbestçe hüküm sürdüğü toplumlarda.Dolayısıyla,oğullarımızı şiddete başvurmayan bireyler olarak yetiştirebiliriz.Yeter ki bunu tercih edelim.
"Oğlanların yaşamında bir şeylerin ters gittiğinden şüphelenmemiz ve acı çektiklerini anlamamız için bu çocuklar illa ağlamak,kırıp dökmek,bir başkasını veya kendini öldürmek zorunda mıdır?"
Fakat kaç yaşında olursa olsun çoğu oğlan çocuğu,duygusal açıdan sağlıklı bir yetişkin olma yolundaki mücadeleye pek iyi hazırlanmamıştır.Şöyle ki,oğlanlar ile kızlar duygu ifadesi konusunda karakteristik bir farklılığa sahiptir.Biyolojinin bundaki payı ne olursa olsun,söz konusu farklılık,kızları duygusal gelişime teşvik eden ama oğlanları bundan caydıran kültürel ortam nedeniyle katlanarak büyür.Erkeğin sert olmasına gerektiğine dair stereotipik kavramlar erkek duygularını reddeder ve duygusal yetkinliği tam olarak geliştirme fırsatını erkeğin elinden alır.