Eğer Tanrı yoksa, insan da yoktur. Eğer insan yoksa, sorumluluk yoktur. Eğer sorumluluk yoksa, suç yoktur. Eğer Tanrı yoksa, suç yoktur. Eğer Tanrı yoksa, her şey serbesttir.
İslam; adını kanunlarından, emir ve yasaklarından, talep ettiği bedensel ve ruhsal çabadan değil; tüm bunları kapsayan ve aynı zamanda aşan bir marifet anından, ruhun zaman ile ölçme kuvvetinden, bir mevcudiyeti sunulabilecek her şeye tahammül etme dirayetinden, tek kelime ile teslimiyet hakikatinden almıştır.
Ey teslimiyet, senin adın İslam’dır.
Fakat halkın eşit bireyleri arasında bazıları "fazla denk" durumdaydı. Sıradan halk için -ki bu nüfusun ekseriyetini teşkil ediyordu- karneyle verilen biraz un, şeker, yağ ve tekstil ürünü- mevcuttu. Ayrıcalıklı olanlar için ise sözde bakanlık mağazaları vardı. Bu mağazaların üç farklı kategorisi mevcuttu. Eşimin kız kardeşi bunlardan "3 Numara" kategorisinde, üçüncü kategori- dekilere hizmet veren bir mağazada çalışıyordu. "1 Numara" askerî ve siyasi liderler için ayrılmıştı ve onlar için hiçbir kota söz konusu değildi. Bu mağazalarda pastörize Amerikan sütünden türlü türlü çikolataya varıncaya kadar her şey mevcuttu.