“Bilimsel gerçekler bile, her sabah bir şekilde yok edilmezse, daha doğrusu yeni ve canlı gerçeğin çiğ taneleriyle bereketli kılınmazsa, yavanlıklarıyla zihni tozlandırabilir. Bilgi bize detaylar vasıtasıyla değil, cennetten gelen ani parıltılar halinde gelir.”
“Zihin sokaktaki olayların ve çay sofralarındaki dedikoduların tartışıldığı
kamusal alan mı olacaktır? Yoksa tanrıların hizmetine mahsus üstü açık bir tapınak, cennetin merkezi mi?”
“Kimse hakikatin yanında durmuyordu. Sadece bir arada duruyor, her zamanki gibi biri öbürüne sırtını dayıyor ama hep birlikte hiçbir şeye dayanmıyorlardı.”