Aliyeii

Aliyeii

, bir kitap okudu
Puan vermedi·240 syf.·
11 günde okudu
·
2024 37. kitabı
Beyhan Budak
8.7/10 · 6,4bin okunma
Reklam
Puan vermedi·320 syf.··
2024 35. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2024 20:31
'Dokunmadan' yalnızca bir kadının içsel yolculuğunu anlatan bir hikaye olmanın ötesinde, insanın yaşamına dair derin ve evrensel soruları sorgulayan bir roman. Adalet’in ölümcül bir hastalıkla yüzleşmesi, onu hem geçmişiyle hem de vicdanıyla hesaplaşmaya sürüklüyor. Kitap, bir insanın suçluluk, pişmanlık ve arayış içinde olan ruhsal halini keşfederken, bir yandan da hayatın, sevginin ve dokunuşun anlamını sorguluyor. Kitap, Adalet’in geçmişiyle bugünü arasındaki geçişleri ustaca harmanlayarak ilerliyor. Yıldırım, geçmişin derinliklerine inerken, aynı zamanda günümüzün sosyal sorunlarına da ince bir şekilde dokunuyor. Adalet’in kesip yapıştırdığı haberler, toplumdaki zulme dair kısa süreli farkındalıkları ve ardından hızla unutuluşu, modern insanın yüzeysel, kısa süreli ilgisini eleştiriyor. Bu noktada, Dokunmadan sadece bireysel bir dramı anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda toplumsal bir sorgulama yapıyor. Yazar, günümüzün hızlı tüketilen acılarına, empati eksikliklerine ve kayıtsızlığa dikkat çekiyor. Romanın temel temalarından biri de, insanın diğer insanlara dokunma ihtiyacı. Yıldırım, hayatta ne kadar dokunmasız kalınırsa, o kadar eksik olunduğunun altını çiziyor. Zaman zaman dokunmanın hem bir kurtuluş, hem de bir tehlike olduğunu gösteriyor. Bu temayla bağlantılı olarak, Adalet’in kendi iç yolculuğunda da sürekli bir arayış içinde olduğunu görüyoruz. Kitap, ölümle yüzleşen bir insanın yalnızca bedenini değil, ruhunu da nasıl iyileştirmeye çalıştığını keşfederken, insanın kendi suçluluklarını, kayıplarını ve pişmanlıklarını kabullenme sürecini işler. Yazarın dili, çok akıcı ve etkileyici. Karakterlerin iç dünyalarına dair derinlikli tahliller, okuru hem duygusal hem de zihinsel olarak etkiliyor. Adalet’in pişmanlıkları, sevgiyi arayışı ve geçmişin yükleriyle olan
DokunmadanNermin Yıldırım · Hep Kitap · 201711,5bin okunma
Herkesin kendine göre bir gitme deyişi ve yine herkesin kendine göre bir gitmeyişi vardı. İkimiz de meşrebimizce yapmıştık üstümüze düşeni. Ben git derken bile gitme demeyi becermiştim, o da en nihayetinde giderken bile aslında kalabilmeyi...
Düşünecek vaktim olsa ben şahsen iti ve uğursuzu depresyona yeğlerdim.