ali

kimse kendi acısını bile duymuyor artık. kimse bir başkası için kederlenmiyor. birbirine ihtiyacı olanlar özenle uzak duruyor birbirinden.
1000Kitap
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Nazım Hikmet, Salkımsöğüt
Akıyordu su gösterip aynasında söğüt ağaçlarını. Salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını! Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere! Birden bire kuş gibi vurulmuş gibi kanadından yaralı bir atlı yuvarlandı atından! Bağırmadı, gidenleri geri çağırmadı, baktı yalnız dolu gözlerle uzaklaşan atlıların parıldayan nallarına! Ah ne yazık! Ne yazık ki ona dörtnal giden atların köpüklü boynuna bir daha yatmayacak, beyaz orduların ardında kılıç oynatmayacak! Nal sesleri sönüyor perde perde, atlılar kayboluyor güneşin battığı yerde! Atlılar atlılar kızıl atlılar, atları rüzgâr kanatlılar! Atları rüzgâr kanat... Atları rüzgâr... Atları... At...
Şiir
''ikiz kubbeli tavan, hayat denen tumturaklı yalandan gönüllü olarak el etek çekmiş, dil çekmiş ihtiyarların üstüne alçak gönüllü bir türbe gibi kapanmış.''
1000Kitap
dostum değil uykular.
Müzik
ellerime dudaklarımı öpmek ister gibi bakıyorsun.
1000Kitap