Ömer Faruk

Ömer Faruk
10 kütüphaneci puanı
620 okur puanı
Temmuz 2017 tarihinde katıldı
“Beşeri” Hoyrat
Tepesinde tek Allah toplusunda tek mermi damarları kupkuru kan geliyor ağzından dolu bulutlar gibi ağıp geliyor ölüm göğüslüyor yağmuru kan geliyor ağzından insan yalnız insandır insan kahraman değil papazlar yalancıdır ötmesi burhan değil ölen hayvandurursa yaşayan hayvan değil yaşıyor yaşamaksa kan geliyor ağzından şair – o korkak asker müflis adam adayı damarları kupkuru hüznü çok kabadayı Türkçeyi omuzlamış o yemyeşil bohçayı dizleri sarsılıyor kan geliyor ağzından farlara bakarkenki kedilere ağlıyor kamyonlardan korkmayan gözlerine ağlıyor dünyanın yarasına etinden et bağlıyor kimesneler bilmiyor kan geliyor ağzından korkuyor o kadar ki insanüstü korkuyor yer camdan gök buhurdan bildiğin türküler ve toz duman içinde görklü Tanrı balkıyor yürekten ululuyor kan geliyor ağzından fara bakan kedinin bir bebek arkadaşı Uygur Türkü bir bebek bir bile değil yaşı çekik gözlü Yesevi – Yunus yayından kaşı kuzu gibi bağırıyor kan geliyor ağzından
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Madem İyisin
Anladık iyisin,  Ama neye yarıyor iyiliğin. Seni kimse satın alamaz,  Eve düşen yıldırım da  Satın alınmaz.  Anladık dediğin dedik,  Ama dediğin ne?  Doğrusun, söylersin düşündüğünü,  Ama düşündüğün ne?  Yüreklisin,  Kime karşı?  Akıllısın,  Yararı kime?  Gözetmezsin kendi çıkarını,  Peki gözettiğin kimin ki?  Dostluğuna diyecek yok ya,  Dostların kimler? Şimdi bizi iyi dinle:  Düşmanımızsın sen bizim  Dikeceğiz seni bir duvarın dibine  Ama madem bir sürü iyi yönün var  Dikeceğiz seni iyi bir duvarın dibine  İyi tüfeklerden çıkan  İyi kurşunlarla vuracağız seni.  Sonra da gömeceğiz  İyi bir kürekle  İyi bir toprağa. Bertolt Brecht
Çözülmüş bir sırrın üzüntüsü
Yaşamaktan öte özür bulamayınca aşka sonuçları bir bir gözden geçiriyorum pulluklarla devrilen toprağın ıslaklığındaki can madenlerin buharından elde edilen büyü bazı yasak kitapların verdiği dinç duygular nelerse ki yaşamak sözünü asi kılan nelerse ki lekesiz, umutlu ve budala. Denedim. Soğuk sular dökünüp fırladım sokaklara sorular sordum nice kara sıfatları üstüme alaraktan ipte boynum, ağzım şehvet yalaklarında çapraştım, and içip ayna kırdım doğadan bir vahiy bekledimse boşuna baktım akşam herkesin kabul ettiği kadar akşamdı hiç bir meşru yanı kalmamıştı hayatımın. Sözlerimin anlamı beni ürkütüyor böylesine hazırlıklı değilim daha. Bilmek. Bu da ürkütüyor. Gene de biliyorum: Kapanmaz yağmurun açtığı yaralar çocuklarda. |İsmet Özel
Şapka Satıcısı Bir elma ağacının üstünde uçtu güvercinler Avcılar koştu,güvercinler uçtu Hırsızlara gün doğdu,derman için bir tek elma yok, Yalnız bir sarhoşun şapkası kaldı En alçak dala asılı. İyi sanat doğrusu şu şapka satıcılığı, İlla ki sarhoş şapkası satıcılığı. Hendeklerde mi dersin Çayırlar üzerinde mi,ağaçlar üzerinde mi Bul bulabildiğin kadar şapka. Yenileri ise daima Kermarec’de bulunur, Kermarec Lannion’da şapka satıcısı. Rüzgardır onun için çalışan. Bense küçük bir terzi, Ben de şapka satıcısı olacağım, Elma şarabı çalışacak benim için. Ve kermarec kadar zengin olduğum zaman Elma şarabı için elmalar veren bir elma bahçesi alacağım Ve evcil güvercinler; Bordeaux’daysam şarap içeceğim Ve güneşin altında yürüyeceğim alnım açık. Max Jakob (Çev.:Sezai Karakoç)
Şiir